Nautica06

 

 

Yeni Eğitim Programı

 

“Eğitimi geliştirme projesi” ile getirilmek istenen, NEWTON’cu anlayış  yerine KUANTUM’cu anlayışıdır.Bu sitemde bilimin doğruları yerine bilinmezcilik getirilerek liberal bir anlayış yerleştirilmeye çalışılıyor.Bunun uygulamanın en önemli ayaklarından birisi olan TKY ile eğitimin her aşaması yarışa dönüştürülüyor.Çalışanlar ise hak yerine ödüllendirme ile motife ediliyor.

İçeriğinde orta çağa yönelen, işleyişi şirketleşen bir eğitim yapılanması amaçlanıyor.

Yeni müfredat programı ile  cumhuriyetten bu yana uygulanan “Tümdengelim” okunma –yazma yöntemi değiştirilerek,  Osmanlıdaki “parçadan- tüme”(tümevarım) yöntemi getiriliyor.

 İlköğretim programında başlatılan bu değişim üretim sistemine paralel olarak yürütülmektedir. Bu uygulama parçadan tümün kavratılmasına olanak vermediği gibi  tümün de doğru görülmesine engel olmaktadır.

Eğitimdeki bu değişimler kendiliğinden  ve gelişi güzel yapılmıyor. “Yeni Dünya-Küreselleşme” adı altında bugün yenilenmeye çalışılan kapitalist sistem “esnek ve parçalı üretim”,” rekabetle çalışan sözleşmeli personel” uygulamalarının eğitim yapısını oluşturuyor.

Bu sistemde parça başı iş yapmak ve parçalı düşünmek üzerine kuruluyor.Eğitimde buna paralel olarak parçalı ve esnek düşünme sistemi üstüne oturtuluyor.

“Yeni müfredat programı””esnetilmiş plan””üretim ve Pazar için insan” kaynağını karşılamaya yöneliktir.

Bu sistem parçalar arası ilişkilerin kurulmasına engeldir.Bu da insanın toplumsal bir varlık olarak algılanması yerine bireyselleşmesine  ortam hazırlamaktadır.

Müfredatta ki bu değişim ileriki  yıllarda liselere doğru kaydırılacaktır.Bilimsel konularda

 ( matematik-fizik- kimya vb )parçalı yöntem uygulanarak bu derslerin doğa ve toplumla bağlantılarının kesilmesi hedeflenmektedir.

Bu sistemde öğretmenin görevi yeni bilgiler öğretme yerine  ,verilen bilgileri aktarmadan ibarettir.  Yani öğretmen  bir formatördür. Öğretmenden istenen kendisine verilen bilgisayarlarla gönderilen bilgilerin aktarılmasıdır. Hazır verilmiş bu  bilgilerle gençlerin sisteme uyumlu insanlar olarak  yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Zaten TKY ile bilgi merkezli değil öğrenci merkezli öğrenim amaçlanmaktadır.

Tüm bu uygulamalarda ki hedef;

madde işareti

tartışan- yorumlayan – değerlendiren değil verileni kabullenen “bilgi toplumu”! oluşturulacak

madde işareti

Toplumsal değerlerin yerine bireysel çıkarları öne alan bireyler yetiştirilecek

Bilindiği gibi bu değişimler sadece müfredatla sınırlı değil, rekabete dayalı bir eğitim sistemi ile ortaklaşan değil cepheleşen kurumlar, sınıflar,ekipler, öğrenciler ve öğretmenler hedefleniyor.

MEB TKY uygulamalarına zemin oluşturan “ödül yönetmenliği”ni 03/01/2005 yürürlüğe koydu.  TKY uygulamaları ile uyumlu olan ödül yönetmenliği rekabetin ana unsurlarından biridir. Okullar/ kurumlar, sınıflar ,öğrenciler ve öğretmenler bu rekabetin elemanlarıdır. Eğitim kurumlarında yapılmak istenen , kazanmak için yarışmak gerek. Yarışmak içinde iyi bir ekip-kalite çemberi olmak gerekir. Yani  bakanlık merkez ve taşra teşkilatlarını  performansa kriterleri ile  ödüllendirecek

Bu düzenleme ile okul/ kurum ve bu kurumlarda faaliyette bulunan ekip-takım çalışmaları ödüllendirilecek. Kaliteli okul,kaliteli kurum,kaliteli sınıf ve  kaliteli öğretmen seçilecek. Eğitim ve çalışanları rekabet içinde birbirlerine karşı yarışacaklar. Ne için ? işlerini kayıp etmemek için.

* Vücut dilini iyi kullanan, amirine-devletine-  bağımlı memur ,

* Esnek üretim,performansa dayalı çalışma,

* Çalışanlar arasında birliğin parçalanmasına örgütlülüğün dağıtılmasına yönelik bu uygulamalar çok güzel argümanlarla süsleniyor. Vizyon ve  misyon  oluşturularak  bilgi toplumu adı altında sunuluyor.

Bilgi toplumu bilgisayarlardan elde edilen parçalı bilgilerle yetinen toplum olacaktır.Bu bilgiler  sistemin- kapitalimin- çıkarına ve ihtiyaçlarını karşılayacak biçime denetimli sunulmaktadır.

 1990’dan bu yana yoğunlaştırılan bu değişimler DB (Dünya Bankası)’nın tüm ülkelerde uyguladığı “Merkezi Eğitimin Desantralizasyon Politikaları” gereğince yapılmaktadır.

Türkiye’de  Kamu Yönetimi Temel Yasasıyla birlikte , MEB tarafından 1990’da DB’nın projesi ve desteği ile başlatılmıştır. Bu proje kısaca eğitim birliğinin parçalanmasına yönelik TKY, eğitim bölgeleri,norm kadro,yerelleşme,sözleşmeli personel gibi uygulamalarla  yürütülüyor.

Bu uygulamalara sadece karşı olmak yetmez. Karşı olduğumuzu bildirmek, açıklamak yetmez. Uygulamalar bizlerin üstünden ve bizleri yok etmek için yapılıyor. Öyle ise bunu tıkamak gerekiyor.İçinde olmamak gerekiyor.karşısında kendi projelerimizi fiili ve meşru uygulamak gerekiyor. Bu kongreler kendi projelerimize ve uygulamalarına hizmet etmelidir.Varlığımız için etmek zorundadır.

Kuantumcu bir müfredat diye sunulan bu program bilimi inkar eden, toplumcu olmayan, bireyci kişilerin yetiştirilmesine hizmet etmektedir.

Evet yıllardır uygulanan ezberci- gerici- faşist ve cins ayrımcı eğitim ve müfredat programı değişmelidir. Yeni müfredat bunun alternatifi değil ,pekiştiricisidir

Kapitalizme uygun  işbitirici,köşe dönmeci,bireyci kişilerin yetiştirilmesi , dönemsel krizin çözüleceğine inançtan kaynaklanmaktadır.

Her okula bilgisayar koyma öğrencilere kaynak sağlamak demek değildir. Bu proje gençleri kolaycılığa sevk ederek, verilen bilgilerle yetinmelerini sağlamaya yöneliktir.Bu proje aynı zamanda okulların/ kurumların dışa bağımlı hale gelmesini de sağlamaktadır. Çok hızlı değişen teknolojiye ulaşmak için,bol kaynak gerekiyor.Bununda yolu öğrenciyi müşteri yapmaktan geçiyor.

Burjuva ideolojisi orta çağ değerlerine dönmek için her yolu kullanıyor.Bu dönüşle birlikte insanlığa kendi devrimci döneminde kattığı tüm değerleri yok sayıyor.

1980’den sonra “Liberalizm “ kavramı yeniden  piyasaya sürüldü .Bugünkü savunucusu FUKUYAMA liberalizmin zaferiyle tarihin sonunun geldiğini,yeni ideolojiler aramaya gerek kalmadığını söylüyor.

Reagan,Thatcher ve Özal  neo liberalizmi ülkelerinde uygulayıcıları oldular. Bugünkü sürdürücüleri ise Bush,Blair ve Erdoğan’ın AKP’sidir. Bu dönemin belirgin özellikleri de “ Köşe dönmecilik” Kural tanımazlık” “Kamu kaynaklarını kişisel çıkar için kullanma” gibi çıkarcı yaklaşımlardır.

Liberal anlayış “tüccar devlet” “müşteri vatandaş” “köle çalışan”  yani yeni orta çağ yaratmak  istiyor.

Bugün memurun % 40 eğitimde, %10 üniversite de çalışıyor. Yani %50’si eğitim alanda çalışıyor. Devletin ekonomideki payı sadece  %25 ‘dir. Bu pay çok görülerek sıfıra indirilmek isteniyor.

DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) üye ülkelerde “yeniden yapılanma” adı altında sürdürülen  emekçilerin mücadeleleriyle kazandığı “sosyal devletin “ yerine  “düzenleyici tüccar devlet” anlayışı ile kamu yok ediliyor.

Kamu alanın yeniden yapılandırılması önce Avrupa ülkelerinde başladı.

İngiltere de,bilerce kişi “uygulamacı ajanslar” tarafından sözleşmeli personel olarak çalıştırılıyor.

ILO ve AB, esnek çalışmayı ,sözleşmeli personeli yaygınlaştırma, özendirici düzenleme ve uygulamalar içine girmiştir.

Danimarka da ve Avusturya da esnek (park –time) çok yaygınlaşmıştır.Sendikalar bu uygulamaların bir parçası haline getirilmiştir.

Belçika , Yunanistan ve Türkiye de memuriyete girmek için merkezi sınavlar yapılmaktadır.

İspanya,Avusturya ve İtalya da performansa dayalı ücretlendirme sistemi çok yaygınlaştırılmıştır.

İskandinav ülkelerinde ise sendikalar performans değerlendirmesine katılmaktadırlar.

Yapılması gerekenler;

madde işareti

Özeleştirmeler durdurulmalı,kamu hizmetlerinin niteliği artırılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

madde işareti

Kamu hizmetlerinden herkes eşit ve parasız olarak yararlanmalıdır.

madde işareti

Kamudaki istihdam eksikliği tamamlanmalı, kamu hizmetleri emekçilerin denetiminde    demokratikleştirilmelidir.

madde işareti

Tüm emekçilerle birlikte, kamu emekçilerinin TİS ve GREV hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Önümüzdeki dönem için öncelikli ve acil mücadele programı hazırlanmalı,kitlesel bir karşı koyuşun yanında fiili  demokratik uygulamalar yapılmalıdır.

Demokratik eğitim planlı ve programlı olarak işyerlerinde öncelikle üyelerimiz tarafından uygulanmalıdır.

  İlk öğretimde yeni müfredat

Talim ve terbiye kurulunun hazırladığı ve 6 bölge 100 ilköğretim okulunda  uygulanan bu program eğitimde devrim diye sunuldu.Gelecek yıllarda da tüm okullarda uygulanması planlanıyor.

Öncelikle bu program ;Demokratik bilimsel ve toplumsal  değildir.

1)Emekçi çocuklarına değil,orta ve üst sınıfların çocuklarına yöneliktir.Avrupa sermayesi ile bütünleştirilen bu program gelecekte yönetici olacakları temel almaktadır. “Küresel bağlantılar” amaçlandığından  köy ve gecekondu çocukları bu çalışmaların dışındadır.

2) yeni müfredatta küreselleşmeye yönelik temalar ağırlıktadır.

3)Hakim birey modeli “neoliberal birey “dir.

4)Yeni müfredat ,ne kadar “çağdaş”,”modern” ve küresel bir dil,yöntem,içerik ve hedef kullansa da  özü gericidir.Çünkü neoliberal ekonomi politikalarının “bencil birey”anlayışının eğitime yansıtılmış halidir.

5) yetiştirilmek istenen insan tipi ,ilan edildiği gibi demokrasiye değil ,piyasaya duyarlı bir model içinde planlanmıştır.Eğitimde “kalite” “verimlilik””müşteri”, “küresel bağlantılar”, küresel arkadaş” vb kavramlar insanlığın toplumsallaşmasını değil ,   bireyselleşip ticarileşmesini amaçlamaktadır.

6) Öğrenciler bu programla ,ilan edildiği gibi kültürleri tanıma ,dostluk ve arkadaşlık kurma vb gibi toplumsal değerleri kazanma  değil,” girişimci” ,”işbitirici” ,”sermaye  teknolojisi” gibi piyasada gerekli olanları alacaklardır.

7)     Bu müfredatla ,Ulus- devlet modelinin gerektirdiği  aydınlanmacı birey modelinin yerini”neoliberal birey modeli” alıyor. Toplumsallıktan bireyciliğe geçiliyor.Bu neoliberaller için bir devrimdir.

8)     TKY,performans değerlendirmesi,esnek çalışma gibi işletme dünyasından ithal edilen kavramlarla “ulusal ,ırkçı,cins ayrımcı gerici eğitim kalıplar içinde küreselleştirilmeye çalışılıyor.

9)     Girişimcilik ,liderlik,risk alma, bir ürünün gerekliliğini sezme,ürünü planlama, Pazar araştırması yapma,üretme, pazarlayabilme gibi kavramlar eğitimi kapitalistleştirme süreçleridir.

10) Kaybetmeyi göze alarak yenilikleri denemesi ve bunlardan zevk alması,  beraberinde şans oyunları,kumar madde bağımlılığı gibi olumsuzlukların öne çıkartılmasını getiriyor.

11) Eğitimde özelleştirme,gelir ve servet dağılımındaki varolan eşitsizliği yeniden üreten,dengeli gelişmeyi  engelleyen,toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren bir uygulamadır.

12) Devlet okullarında bir öğretmene ortalama 27.1 öğrenci düşerken,özel okullarda 14.9 öğrenci düşmektedir.

13) Orta öğretim kurumlarından 18 lise,48 meslek lisesi türü bulunmaktadır.

14)  Gerek partilerden gerekse eğitimle ilgili kitle örgütlerinden alternatif bir proje üretilememiştir.Köy enstitüleri iyi bir uygulama olduğu halde devam ettirilememiştir.

15)  Eğitimde özelleştirme süreci bilimsel bilginin piyasa güçlerinin tekelinde tutulmasına,eğitimin belli kesimlerin ayrıcalığı olarak kalmasına hizmet edecektir.

 Eğitim, öğretmen ile öğrenci arasındaki etkileşim aracılığı ile gerçekleşen uzun boyutlu bir öğrenme sürecidir.

Nitelikli eğitim ,nitelikli öğretmenden geçer.

Öğretmenlerin çalışma koşullarıyla öğrencilerin öğrenme koşulları arasında çok yakın bir bağ vardır.

Öğretmenler sürekli meslek içi eğitimden geçmesi gerekir.

Ulus devlet modelinde, standartlaştırılmış bilgi önemlidir. Küreselleşme modelinde, standartlaştırılmış performans ve tek yönlü –uzmanlaşmış birey  önemlidir. Sosyalist politeknik eğitimde ise bedensel,estetik ve zihinsel eğitimin içi içe geçirilip çok yönlü birey yetiştirilmesi amaçlanır.

 Marksist teoride,bütün insanlar bilme yetisine sahip oldukları gibi,aynı zamanda bilinçli ve etkin öznedir.Yani dünyayı yalnız anlama değil onu değiştirmeye de yetkindirler.Burada düşünce ile eylemin birliği söz konusudur.

Eğitim analitik düşünmeyi öğretmelidir.Yani okul, aile ve çevre ile birlikte düşünmeye hizmet etmelidir.

Amerikalı liberal eğitimci dewey ise eğitimin amacını sorun çözme ile sınırlandırarak kişiye yönelik eğitimi amaçlamıştır.

Eğitim ,üretim ve toplumsal olmak üzere iki düzlemde birlikte yürütülmelidir

                    

 yorum yaz
bilgi@ovder.org

 

 

 

  

sizden gelenler
mahkeme kararları
basın açıklamaları
yazılar
resimler
yayınlarımız
yorumlar
arşiv

 

 

 

bilgi@ovder.org