POPÜLER KÜLTÜR VE ŞİDDET
Kültür bir toplumda yaşanan dil,duygu,sanat inanç , yaşam ve bireyin toplum içinde kendisini ifade biçimidir.
Üretim biçimi ,yaşam biçimini ve kültürün niteliğini belirler. Üretim tarzının değişmesi , yaşamı da , kültürü de etkiler ve değiştirir.
Kültür sadece düşünsel bir süreç olmadığından,insanın üretim içindeki konumuna göre de biçimlenir. Yani kültürün sınıfsal bir özelliği vardır.
Küreselleşme adı altında, üretim sisteminde ve çalışma yaşamında yapılan değişiklikler, kültür anlayışında da değişimlere neden olmaktadır.
1900’lü yılların sonlarına kadar kültür, ağırlıklı olarak yerel ilişkilerle oluşuyordu. 1980’den sonra ise kültürü , dünya pazarına egemen olan ve dışardan gelenlerin dayattığı, yaşam biçimleri oluşturuyor. Bu dayatmanın en etkili aracı televizyon ve internet gibi iletişim araçlarıdır. Bu anlayışta insanlar sadece üreten ve tüketen olarak değerlendiriliyor.Bu yeniden yapılanmada, sahip olma,bencil olma ve özelleştirme vardır. Yani özel mülkiyet ilişkilerinin egemen olduğu, kapitalist kültür anlayışı vardır. Özü çok eski ama biçimi yeni olan bu kültür, özellikle gençlerimize medeniyet-modernlik olarak sunuluyor. Popüler kültür denilen bu kültürde ,değerlerin popülerleştirilip metalaştırılması ve halka empoze edilmesi amaçtır.
Popüler kültür,insan ilişkilerinden,beslenme biçimine,saç modasından,kitap seçimine kadar bütün yaşama müdahale ediyor. Kitleleri sürekli ,şöyle yiyeceksin,böyle giyeceksin,şunu düşüneceksin,bunu okuyacaksın,şunu izleyeceksin…gibi yönlendirmelerle gündelik yaşamlarına girerek tek tipleştirmeye çalışır.
Popüler kültür, rahat ve gösteriş, kolay ulaşma, köşe dönme yöntemleri, gençlerimize şöhret olma, ucuz kahraman olma anlayışını veriyor. Televizyon programları ile her gün bunlar işleniyor. Dışarıdan getirtilen pop-star yarışmaları, diziler ,eğlence ve tartışma programları , magazinleşen basın-yayın, müzik sözleri ve klipleri ,haber ve sunumları hep popüler anlayışın egemenliği için sunuluyor.
Popüler kültürde nitelik değil ,marka öndedir. Hormonlu gıdaların, sentetik giysilerin, kimyevi içeceklerin, sağlıklı ,kullanışlı olması değil estetik ve standart olması öndedir.
Popüler anlayış , yalanı gerçek , yapayı doğal, yüzeyseli derin, değersizi değerli yapar. Hatta öyle sunar ki, Irak işgalini, Iraktaki işkenceyi bir film gibi sunar. Bir suç bile öyle yansıtılır ki,sevimli,sempatik hale getirilip gençlerimize idol yaratılır.
Popüler kültür kendiliğinden oluşan bir olgu değildir. Bir sistemin felsefesidir. Kitlelerin planlı, programlı istenilen yere yönlendirmedir. Bu sistem, toplumun bütün değerlerini metalaştırıp pazarlamaya çalışan emperyalizm ta kendisidir.
Popüler kültür hızlı tüketim kültürüdür. Tüketim için Sürekli değişimi hedefler. Bir meta ne kadar çok ve çabuk kullanılıyorsa o kadar popülerdir.o kadar kalitelidir.
Üretim alanındaki biçimsel değişimler, eğitim alanında da biçimsel değişimlere neden olmaktadır.
Eğitimde yaratılmaya çalışılan, sahte ve yanlış bilinç, TKY (Toplam Kalite Yönetimi) üzerine kuruludur. Buradaki anlayış kalite-nitelik –değil , eğitimde yaratılan değerlerin ticarileştirilmesi ve pazara sürülmesidir.
Devleti yeniden yapılandırmaya çalışan sermaye sınıfın eğitimdeki yapılanması,değerlerin pazarlanabilmesi için gerekli olan bilincin oluşturulmasıdır. Emekçilerin yıllardır yarattığı , demokrasi, özgürlük, sosyal devlet, eşitlik, insan hakları, çalıma hakkı , sağlık hakkı gibi değerlerin içini boşaltarak,yeniden yapılanmada popüler kültür anlayışı ile tekrar kitlelere empoze etmeye çalışıyor. Burada en etkili araç ,yine televizyon ve diğer iletişim araçlarıdır. Bu iletişim araçları öyle yöntemler kullanıyorlar ki, kadın vücudunu özgürlük,dedikodu tartışmalarını insan hakları, özel yaşamları eşitlikle özdeşleştirebiliyor. Sanal ve sahte kahramanlar yaratarak ülke bağımsızlığını bile gerçekleştirebiliyor.
Popüler kültürün hedef kitlesi gençlerimiz ve çocuklarımızdır. Gençlerimiz ve çocuklarımızın istem ve talepleri sömürü aracı olarak kullanılmaktadır.
Bugün gençlerimiz arasında yaygınlaşan ve gittikçe belirgin hale gelen, şiddet ve madde bağımlılığı bu kültürün sonucudur. Bu sonuç aslında sisteme egemen olanların istediği bir sonuçtur.Çünkü yılardır gençliğin apolitik olması için, düzene uyumlu olası için darbeler yapıldı , önlerine sahte seçenekler kondu. Hakkı değil, güçlü olacaksın, güçlü olmak içinse, yetki sahibi, para sahibi, silah sahibi olacaksın dendi. Medyada her gün bunlar olumlanarak süslenerek verildi. medyada en çok sevilen dizlerde silah, vurma, öldürme ve mafya ilişkileri sempatik hale getirerek sunuldu. Sunuluyor.
Her gün sokakta ve medyada örgütlü şiddet üreten bir toplumun çocuklarının şiddete yatkın olması anormal değil, beklenen ve normal olandır.
Eğitim sisteminizde, sınavdan sınava koşan, yarış atına dönüştürülmüş, bilgileri yaşam için değil, sınav için ezberleyen , başaramamak stresine giren ve çözümünü de gerçek yaşamda bulmayınca , sanal ve sahte kahramanlara özenen , yapay cennetler arayan gençlerimiz suçlu değil , bu sistemin kurbanıdırlar.
Geleceğimiz olan çocuklarımıza aydınlık bir dünya ve demokratik bir ülke yaratabilmek için , toplumsal duyarlılık gereklidir.
OVDER
( Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği)
Orhan YÜCE
yorum yazın
|