OKS (SBS)- ÖSS KALKSIN
Bir öğretim yılı daha bir çok zorluklarla sona ererken, öğrencilerimizle birlikte biz veliler de, OKS ve ÖSS adı altında yapılan haksız ve adaletsiz sınavların ayına girdik.
Bu sınavlar objektif bir ölçme yapmadığı ve eğitimin genel anlayışına uygun olmadığı için, sık sık değiştirilmektedir. Yeni müfredat programı ile daha çok karışık hale gelen ölçme ve değerlendirme yöntemi, eğitim sistemimizi rekabete dayalı bir anlayışla, öğrenci odaklılık diye sınav odaklılığına dönüştürmüştür.
OKS YERİNE SBS
LGS( Lise Geçiş Sınavı)’ den , OKS ( Orta Öğrenim Kurumlar Sınavı)’ye , OKS’den SBS (Seviye Belirleme Sınavı)’ ye denenmek istenen çocuklarımızın sınav maratonu, daha da zorlaşacak.
İlköğretimden ortaöğretime geçiş sınavları artık yüksek öğrenimi de belirler hale getirildiğinden, çocuklarımız üzerindeki baskısı daha da artırıldı.
MEB, önümüzdeki yıl OKS’ deki baskıyı azaltacağını söyleyerek, SBS (Seviye Belirleme Sınav)’yi uygulamaya başlıyor.
Öğrenciler, 6., 7.ve 8. sınıfların sonunda uygulanacak SBS ortalaması (%70), ders notlarının ortalaması (%25) ve yöneltme davranış puanı (%5) nin hesaplanması ile ortaöğretime kayıt yaptırılacaklar. Artık çocuklarımız bir yerine üç sınava girecek ve üç stres yaşayacaklar. 4., 5. sınıflardan dershanelerin yolunu tutan öğrencilerimiz 6., 7. ve 8. sınıfta öğretim yılı dolmadan okulları terk edip dershanelere koşacaklar. Yani bu öğrencilerimiz için okullar bir ay önceden kapanacak. Her yıl ortalama 800 bin öğrenci OKS’ ye girerken, SBS’ye 2 milyon 400 bin öğrenci sınava girecek. Dershaneler kazançlarını üçe katlarken, her yıl sınav parası ile şirketler de öğrencilerin sırtından kasalarını dolduracaklar.
Bu uygulamalarla öğrencilerimizin önüne sınavlarla engeller koyulurken, haksız kazancın önü daha da açılmaktadırlar.
İşte size bir ticareti kapısı, kazan kazanabildiğin kadar.
Yabancı dil öğreniminin başarısızlığını, sınavda bu dersten soru sorulmadığına bağlayan bakan, kaç okulda yabancı dil öğretmeninin olmadığını ve kaç okulda bu derslere kimlerin girdiğini açıklamıyor. Bunlara çözüm aranmıyor. Getirilen sınav sistemi ile devlet okullarındaki olmayan yabancı dil eğitimini, özel okullarla yarıştırılmaya çalışılıyor.
ÖSS
Zorluklarla ortaöğretime girmiş öğrencilerimizin sorunları bitmiyor. Bu çocuklarımızı yeni ve daha karmaşık sorunlar bekliyor.
ÖSS yarışında tekrar dershane, özel ders ve gece gündüz test çözümü, ergenlik çağına gelmiş ve sosyal yaşantısı olması gereken gençlerimizin geleceği karartılıyor. Geleceği karartılmış ve stres içinde olan gençlerimiz hiç beklemediğimiz davranışlar içine giriyorlar.
Sınava dayalı bu eğitim sistemi, eğitimi bir hak olmaktan çıkarıyor. Parası olanın yararlandığı ticari bir fırsata dönüştürüyor. Bilgileri yaşamda kullanılır değil, sınav için ezberlenir hale getiriyor.
Eğitimi ve müfredat programları farklı olan ortaöğrenim okullarında, bir haksızlık ve adaletsizlik de, ortaöğrenim başarı puanlarının hesaplanmasındadır. Bu uygulama ile bazı okullar göz ardı edilmektedir. göz ardı edilen bu okullar, dershanelere gidemediği için OKS’de başarılı olamayan emekçi çocuklarıdır.
BU EĞİTİM TOPLUMCU DEĞİL
Bunlardan çok daha önemlisi, rekabeti, yarışmayı, ezberi öne çıkaran sistem, yaratıcılığı, üretkenliği, sevgiyi, özgürlüğü ve demokratik değerleri yok etmektedir.
Ekonomide, küreselleşme adı altında şirketlere talan ettirilen kaynaklarımız, eğitimde de eşitsiz ve haksız sınavlarla, değerlerimiz ve gençlerimiz yok edilmeye çalışılıyor.Ortaöğretim kapısına dayanmış 800’den fazla çocuğumuz ile,
Yüksek okul kapısına yığılan bir milyon altı yüzden fazla gencimizin geleceği karartılıyor.
İşsizliğin, yoksulluğun yıldan yıla arttığı ülkemizde eğitimsizlik de alabildiğine artmaktadır. Bu koşullarda okullaşma oranı, ilköğretimlerde %87.77, ortaöğretimde %56.63 ve yüksek öğretimde ise %13 ‘e düşmektedir. Yüksek okulu bitirmiş gençlerimiz de, üretimin olmadığı, çalışma şartlarının kuralsızlaştırıldığı bir ortamda ya işsiz, ya da mesleği dışında düşük ücretle çalışmak zorunda kalmaktadır.
Okullaşmanın bu kadar düşük olmasının ana nedenlerinden birisi, eğitim sistemimizin sınava, sınavın da paraya dayalı olmasıdır.
Gerek hükümetler, gerekse bakanlar her zaman, müfredat ve sınav sistemlerini değiştirirken, öğrencilerimizi ezberden ve dershanelerden kurtararak, okula ve öğretmene bağlayacaklarını söylediler. Ne yazık ki; uygulama hep tersi oludu. Dershane sayısı 2002’de 2.122 iken 2007’de 4000’i geçti. 2002’de 600 bin üniversite adayı dershaneye giderken, 2007’de bir milyondan fazla öğrenci, ÖSS için dershaneye binlerce YTL para vermektedir.
OKS-SBS-ÖSS-KPSS KALDIRILMALIDIR
Müfredat programlarını Dünya Bankası ve yabancı uzmanların hazırladığı,
kayıt parasına göre ilk öğretimlerin seçildiği, dershaneye göre ortaöğrenimlerin ve yüksek okulların belirlendiği bir eğitim sisteminde, OKS(SBS)-ÖSS adı altında yapılan sınavların hiçbir adaletli yanı yoktur. Bu nedenle kaldırılmalıdır.
Eğitim sistemimizin işleyişi ve müfredat programları yeniden yapılandırılmalıdır..
Bu yeniden yapılanmada; eğitim sistemimizin işleyişinden müfredat programlarının belirlenmesine kadar olan tüm aşamalarında, eğitimciler, veliler ve öğrenciler, örgütleri ile birlikte belirleyici olmalıdır ki; öğrenciyi-veliyi müşteri, öğretmeni ücretli köle ve okulu işletme olmasın.
Gerçekten sınavsız, parasız ve yaşam için eğitimin olduğu bilim yuvalarını ancak böyle var edilebilir.
yorum yaz
bilgi@ovder.org
|