Nautica06

 

     İKİ YÜZLÜLÜK
Yetkililerin savaş çığırtkanlığına karşı, yürekleri yananların ‘artık bitsin bu savaş’ feryatlarının sıcaklığı içinde,  milyonlarca veli ve öğrenci yeni bir öğretim yılına hazırlanıyor. Bu öğretim yılı da başbakanın ve Milli Eğitim Bakanının mesaj ve söylemlerinin aksine daha büyük sorunlarla başlıyor.
Bir taraftan,  yetiştirdiğimiz çocuklarımız, - halkın iradesine karşı- Lübnan’a ABD’nin ve İsrail’ in savaş gücü olarak gönderilirken,  diğer taraftan yürekleri yanan analar, okullarda aynı iki yüzlülük içinde hak gasplarıyla karşılaşıyorlar.
e-kayıtla, kayıt parasını ve yanlış uygulamaları kaldıracağının açıklamasını yapan Milli Eğitim Bakanının aksine,  okul müdürleri binaların giriş kapılarına okulunun ücretini yazıyor. Vermeyenin kaydını yapmıyor  “Milli Eğitim bize para göndermiyor, bizde okulun ihtiyaçlarını böyle karşılıyoruz “ diye velileri ikna etmeye çalışıyor. Halbuki uygulanan eğitim politikaları ile okullarımız eğitim yuvası olmaktan çıkartılıp, bir işletmeye dönüştürülüyor. Ezbere, sınava ve yarışmaya dayalı bir eğitim anlayışı, dershaneleri zorunlu bir eğitim kademesi haline getirdi.
ÖSS ‘de bir milyon, OKS ‘de beş yüz bin öğrenci, milyarlar vererek hazırlık kurslarına gitti
İşsizliğin ve yoksullaşmanın gittikçe arttığı ülkede, eğitimde ticaret yapan vakıf üniversiteleri, özel okullar ve dershaneler de memnun olmadıklarını belirtiyorlar, kontenjanlar açık kalıyor ve devletten daha fazla destek istiyorlar.
Yeterli puan alamayan oğlunu, Özel Başkent Üniversitesine gönderen Milli Eğitim bakanı ve hükümeti,   yoksuldan topladığı vergilerle oluşan bütçenin eğitime ayrılan payını, eğitimde ticaret yapanlara arttırmak için her yolu deniyor.
Bu yıl, devlet okullarındaki masrafları karşılayamadıkları için (özel okullara zaten gidemiyorlar)  69 fen lisesi,  2063 özel lise, 5420 ana dolu lisesi, 2823 kolej, 1496 imam hatip ve 222 lise birincisi olmak üzere toplam 12.093 öğrencimiz AÖF (Açık Öğrenim Fakültesi) ni tercih ettiler. Okullarına kayıt olup da harçları, ulaşım ve barınma paralarını karşılayamadığı için terk etmek zorunda kalan binlerce öğrencimiz var
Artık anaokulundan üniversiteye kadar tüm okulların işletme, öğrencilerin müşteri ve yöneticilerin de işletmeci olduğu eğitim sektöründe,  yoksulların çocukları  eğitimsiz kalıyor. . Bunların hepsi ikiyüzlü açıklamalarla saklanmaya çalışılıyor.
Gerek Milli Eğitim bakanı  gerekse Başbakan yeni öğretim yılı açıklamalarında , ne kadar okulun  kapalı , ne kadar okulun öğretmensiz, ne kadar sınıfın üst üste , ne kadar öğrenci velisinin işsiz ve ne kadar öğrenci velisinin sosyal güvencesiz olduğunu açıklamak yerine,  her zamanki gibi açılış törenlerinde   sanal açıklamalarını yapacaklar
Öğretmenine % 2.5 artışı fazla gören başbakan , eğitim giderlerine ne kadar zam yapıldığını yine  açıklamayacak.
Yukarıdaki iki yüzlülük okullarda da devam ediyor. Yasaya göre okullarda hiçbir ad altında para toplanamaz. Eğer  para toplanacaksa , özel izin alınır ve zorunlu olmadan gönüllüğe bağlı toplanabilir. Bizim okullarımız da böyle mi oluyor?
Kayıt parası yasal değil ,   ama zorunlu .
Katkı payı yasal değil ,  ama zorunlu .
Bayram parası yasal değil,  ama zorunlu.
Sınıf temizlik parası yasal değil,  ama zorunlu.
Folklor parası yasal değil , ama zorunlu.
Güvenlik parası yasal değil,  ama zorunlu .
Elektrik parası yasal değil , ama zorunlu .
Su parası ve 40 kalemin üstünde toplanan paralar yasal değil , ama zorunlu .
Şimdi bu ortamda biz çocuklarımıza  Milli Eğitimin  amacı olan ,  dürüst, insan haklarına saygılı, hak ve çıkarlarını koruyan, başkasının hakkına saygılı olan toplum içinde ortak yaşamı benimseyen  ülkesini seven v.b gibi bir çok olumlu alışkanlıkları nasıl kazandıracağız? Öğrencimiz ve velisi bilmiyor mu bu yapılanların yasa dışı olduğunu?  Haksız olduğunu. Elbette biliyor. Çocuğuna bir şey olmasından korktuğu için,  vermek zorunda kalıyor ve susuyor. Ama yazılanın ve öğretilenin sanal, yapılanın ve yaşadıklarının gerçek olduğunu biliyor. Kendisi de fırsat buldukça yaşadıklarını yaşamında uygulamaya çalışıyor. Yani yöneticilerimizin iki yüzlülüğü gelecek nesillerimize bulaşıyor. En kötü ve en tehlikeli olanı da budur.
Bunun önüne geçmek sadece öğrencilerimizin ve velilerimizin görevi değil,  toplumun tüm kesimlerine düşen bir görevdir. Ama eğitimcilerimizin ana görevidir.  İşsizliğin, yoksulluğun yanına bir de eğitimsizlik eklendiğin de ,ülkenin yer altı ve yer üstü değerlerini yok eden, halkları birbirine düşüren, ülkeler arasında düşmanlığı yaratan, çıkarları için ülkeleri işgal eden emperyalist güçlerin  yanında yer  almanın ,  vatanseverlik olarak açıklanması daha da kolaylaşacaktır.
Bu iki yüzlülüğün panzehiri , eğitimcinin,velinin ve öğrencinin eğitime aktif katıldığı , bilimsel , parasız ve demokratik bir eğitimin  yaşama geçirilmesidir.     Bu istem ve  düşüncelerle , 2006-2007 eğitim  öğretim yılının ,  hukuksuzluğa ve haksızlığa karşı mücadele yılı olması dileği ile , tüm eğitimcilerimize , öğrencilerimize ve velilerimize haklı çabalarında başarılar dileriz
yorum yaz
bilgi@ovder.org

 

 

 

  

sizden gelenler
mahkeme kararları
basın açıklamaları
yazılar
resimler
yayınlarımız
yorumlar
arşiv

 

 

 

bilgi@ovder.org