DEVLET VE E Ğ İ T İ M
Eğitim ;Her yaştaki insanın,yaşamının her anında ihtiyaç duyduğu en etkili araçlardan birisidir.
Birey öğrendiklerini, yaşantısını sürdürmek için kullanmanın yanında, kendisini ve toplumu değiştirip dönüştürmede de kullanır.
Öğretim,kişilerin yeteneklerinin ortaya çıkartılarak geliştirilmesi ve toplum yararına sunulması ile eğitime dönüşür.
İlkel toplumların varlığından bu yana, ekonomik yapılanmalarına paralel olarak eğitimleri de içerik ve biçimsel yönden değişiklikler göstermiştir.
Günümüzde de eğitimin, bu özellikleri değişmemiş daha da etkili hale gelmiştir.Bu nedenle, iktidarı elinde tutanlar eğitimi , ekonomik çıkarları için etkili bir araç olarak kullanmaya devam ediyorlar. Sermayenin(zenginin) hükümetleri halkın eğitimini kendisine ve düzenine hizmet için hep yönlendirmişlerdir.Halk örgütlenip haklarını aradığında , yani sermayenin karşısında güç olduğunda, eğitimin içeriğin de bilimsel ve gerçekçi, biçiminde demokratik değerler var olmuştur.Anayasalarda “parasız ve herkese eşit eğitim hakkı” ibareleri yazılmıştır.Bu dönemlerde hükümetler bunları uygulamak zorunda kalmışlardır.Ama halkın örgütsüz ve dağınık olduğu dönemlerde “gerici –yoz,bilim dışı bilgileri ,baskıcı bir biçimde vermeye çalışmışlardır.Bu yaklaşımlar aynı zamanda eğitimin topluma bir hizmet olması yerine ,ticari bir sektör olarak görülmesine de neden olmuştur.
PARASI OLAN HİZMETTEN YARARLANACAK!
1789 Fransız devrimi ile yasalara koydurulan “herkese parasız eğitim hakkı”2003 lerde kaldırılmak isteniyor.
1970’lerden başlayan ve 1980’den sonra daha da belirginleşen kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesi çalışmaları eğitimi ve sağlığı da içine alarak sürdürülmektedir.
(Milli !) hükümetlerimiz ,uluslar arası örgütlerle çok taraflı anlaşmalar yaparak,ülkenin yer altı ve yer üstü kaynaklarını uluslar arası şirketlere sunmakla yetinmediler.Şimdide halkın vermiş olduğu vergilerle sunulan hizmetleri de kar alanına sokmak için yeni yasalar çıkartma peşindedirler.
IMF ve DB (Dünya Bankası)’nın istemlerini emir kabul eden hükümet, devletin yapısını ve kamu hizmetlerini köklü bir değişikliğe tabi tutmak için, 15 günde 15 yasa (acil eylem planı) hızıyla devan etmektedir.
YEREL YÖNETİMLER YASASI
Merkezi yapının hantallığını ileri sürerek, “yerinden yönetim” için yerel yönetimler yasasının gerekli olduğunu süslü ve etkili sözlerle savunmaktadırlar.Halbuki, -söyleyemedikleri-yerelleşme değil özelleştirmedir.Kamusal alanın şirketleştirilmesi ve ticarileştirilmesidir.
Yani halkın hizmetlerden parası – verdiği vergileri dışında-karşılığında yararlanmasıdır.
Okul /eğitim sistemi kamuya ve topluma ait bir işleve sahiptir.Eğitim toplumsal ve insanın özgürleşmesinesin hizmet etmelidir.
KAMU PERSONELİ YASASI
Kamu (herkes) için hizmet sunan personelin, iş güvenliğinin kaldırılarak, şirketlerin çalışanları yapılmasıdır.Çalışanların daha çok çalıştırılıp, daha az ücret verilerek, emeklerinin daha fazla sömürülmesidir.Büyük bölümünde işsiz kalmasıdır.
Bu taslakların yasallaşması ile;
Eğitimin bütün yükü velilerin sırtına yıkılacaktır.Şimdiye kadar okullarda karne parası, teşekkür-takdir parası,bayram parası,spor parası, yazılı kağıdı parası, aidat parası gibi 26 çeşit para yasadışı olarak zorla toplanmakta idi.Kamu yönetimi, yerel yönetim ve ihale yasaları meclisten geçip yürürlüğe girdiğinde okullarımız ve hastanelerimiz birer işletme durumuna getirilecek,tüm gideler ve işletmenin karı veliler tarafından karşılanacaktır.Çocuklarımız yetenekleri doğrultusunda değil ,paramız kadar okuyabileceklerdir.Yani ülkeyi yönetecekler paralarıyla yüksek okulları bitirecekler.Yönetilenler ise parasızlıktan okuyamamışlar olacaktır.Ayrıca, verdiğimiz vergiler yönetenlerin varlığı için kullanılacaktır.
Bu yasaları isteyenler devleti şöyle tanımlıyorlar.”..bir taraftan devletin küçültülmesi ve özelleştirme çalışmalarına ağırlık verilmesi ,diğer taraftan da,hizmet standartlarının belirlendiği , vatandaşın müşteri olarak görüldüğü …bir kamu yönetimi modeli üzerinde çalışmayı gerektirmektedir.”(T.C başbakanlık daireyi geliştirme başkanlığı 1996)
Devlet artık vatandaşı müşteri olarak görmek istiyor.Yani parası kadar değerlendirmek istiyor.Sosyal devletin değil ,tüccar devletin alt yapılarını hazırlıyor.
Hükümetler özellikle son AKP hükümeti halka verdiği sözleri değil,ABD-IMF-DB ve GATS(Hizmet Ticareti Genel Anlaşması)’a verdiği taahhütleri yerine getirme çabası içindedir.
Tarım,orman ve çevreyi uluslararası şirketlerin talanına açan AKP hükümeti, eğitim ve sağlığı da serbest piyasanın hizmetine sunmak için her fırsatı değerlendirmektedir.
Kamu reformu adı altında hazırlanan taslağın yürürlüğe girmesi ile “parsız ve eşit hizmet anlayışı”nın devletin asli ve sürekli işlevi olmaktan tamamen çıkartılmak isteniyor.tasarı yerelleşmeyi değil, özelleştirmeyi,demokratik devleti değil, baskıcı ve tüccar devlet anlayışını pekiştirecektir.
Öğrenci velileri olarak,başta eğitim ve sağlığın yanında tüm kamu hizmetlerinin uluslararası şirketlerin emrine verilmesine karşıyız. Bu alanların hizmet değil, kar alanına açılmasına göz yummayacağız.Çocuklarımızın eğitimsiz kalmasına razı olmayacağız.Herkese parasız ve eşit eğitim hakkı için mücadelemizi sürdüreceğiz.
EĞİTİM HAKKI İNSANCA YAŞAM HAKKIDIR
İnsanların beslenme ve barınmadan sonra en temel hakları eğitim ve sağlık hakkıdır. İnsanca bir yaşam için, geleceğe umutla bakabilmek için, eğitim hakkı hayati önem taşımaktadır.
Eğitimin bir devlet hizmeti olarak sürdürülmesi ve herkese yetenekleri doğrultusunda eşit sunulması, sosyal bir devletin başkalarına devredemeyeceği ve vazgeçemeyeceği görevlerindendir.
Eğitim, sadece varlıklı insanların satın aldığı ve pazarladığı ticari bir işletme olamaz. Olmamalıdır.
Toplumun her kesimini ilgilendiren eğitim sistemimiz bir sorunlar yumağı haline getirildi.
Hükümet, eğitime getirdikleri yeni uygulamalarla çözümü değil, IMF ve DB’nın istemlerini gerçekleştiriyorlar.
İşsizliğin ve yoksulluğun giderek arttığı ülkemizde, eğitimden yararlanma ayrıcalıkları da daha belirgin hale geldi.
Bir tarafta devlet ödeneği azaltılan, sıra, tebeşir, yakacak ve birçok acil ihtiyaçlarını karşılamayan ve giderleri velinin sırtına yıkılan devlet okulları, diğer tarafta devlet desteği ile geliştirilen özel okullar.
Bir tarafta sınava ve elemeye dayalı bir eğitim sistemi, diğer tarafta mantar gibi çoğalan dershaneler ve test büroları.”Bilgi hamalı” haline getirilen çocuklarımız
Bir tarafta rant haline getirilen OKS ve ÖSS sınavları , diğer tarafta KPSS sınavı adı altında yapılan işsizleştirme uygulamaları ve işe yaratılmayan diplomalar.
İşte eğitimde çıkmaz sokak. Bunu sadece öğretmenler- veliler ve öğrencilerin çabası açmaya yetmez, geniş bir toplumsal kesimin ortak mücadelesi çıkmaz sokağı açıp aydınlatacaktır.
Okullarımızın işletme, öğrencilerimizin müşteri ve öğretmenlerimizin tahsildar olmaması için,
Okullarımızın, rekabetin, şiddetin ve bencilliğin değil, dayanışmanın, paylaşmanın ve kardeşliğin sağlandığı birer bilim yuvası olması için, herkesin eğitim hakkına sahip çıkması bir zorunluluk oldu artık Çünkü;
Son günlerdeki olaylarla da görüyoruz ki, çocuklarımız; karanlığı sürükleniyor. Ulusları işgal eden, halkları birbirine düşüren, emperyalist güçlerin ülkedeki maşalarının ağına düşüyor. Bilim adamı olması gerekirken, katilliği ile öğünen robotlar çıkıyor.
Tabi ki iş eğitimle de bitmiyor. İşsizliğin, yoksulluğun her gün arttığı bir ülkede, insanlarımız ve gençlerimiz gerici ve ırkçı düşüncelerle birbirine düşman ediliyor.Yaşları 17-yada 20 olan kişiler adam öldürmeleri ile öğünüyorlar bunların yanında resmi görevliler hatıra fotoğrafı geçtirebiliyorlar.
Hepimizin sorgulaması gerekiyor. Gençlerimizi, bizi ve ülke yönetimini buraya nasıl getirdiler ?
yorum yaz
bilgi@ovder.org
|