Çocuğunuzu televizyona teslim etmeyin
Bülent Zeytin
12/11/2007- Evrensel
Yard. Doç. Dr. Yıldız Dilek Ertürk ile televizyonun çocuk üzerindeki
etkisi ve ailelerin bu konuda ne yapması gerektiği konusunda görüştük
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım
Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Yıldız Dilek Ertürk ile televizyonun
çocuk üzerindeki etkileri, ailelerin bu konuda yapmaları ve neler
yapmamaları gerektiği konusunda görüştük. Ertürk, ailelerin televizyon
konusunda dikkatli davranmaları gerektiğini belirterek, gerekli
duyarlılığın gösterilmemesi durumunda çocukların zihinsel gelişiminin
olumsuz etkileneceğini söyledi.
Ailenin televizyon izleme alışkanlığı ile çocuğun ruhsal gelişimi
arasında ne tür bir ilişki söz konusudur?
Aileler kendi alışkanlıklarını çocuklarına geçirirler. Kendisini
televizyondan koparamayan bir ailenin izleme alışkanlığı doğal olarak
çocuğuna yansır. Ailenin, çocuğunu televizyonla baş başa bıraktığında
bilmesi gereken ilk şey; iletişimin, televizyondan çocuğa doğru
gerçekleştiğidir. Bu tek yönlü iletişimde çocuk televizyona soru
soramaz, karşı çıkamaz, anlamadıklarını açıklamasını isteyemez.
Bu nedenle televizyon, ailenin izin verdiği ölçüde çocuğa zarar verir
veya katkı sağlar. Bireysel özellikleri ile diğerlerinden farklı olan
çocuğun televizyondan aldıkları ve bunlardan etkilenme şiddetleri,
ailenin ekonomik, sosyal, psikolojik, kültürel yapısına göre de
değişkenlik göstermektedir. Çocuğun yaşı, televizyonda hangi programları
seyrettiği, ne kadar süre televizyonun önünde kaldığı, kimlerle birlikte
bu etkileşimi paylaştığı gibi pek çok etken, televizyon-çocuk
etkileşiminde değişken faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Burada önemli olan, çocuğa hiç televizyon seyrettirmemek değil,
televizyon üzerinde bir kontrol mekanizması belirleyerek, televizyonu
çocuğun gelişimine olumlu katkılar getirecek şekilde kullanabilmektir.
Çocuğu televizyonun zararlı etkilerinden korumak mümkün müdür? Gerçekten
televizyonun zararlı bir etkisi söz konusu mudur?
Bu ilk başta bilinçli bir yetişkin izleyici olabilmekle mümkündür.
Ebeveynler, çocukların izledikleri programların içeriklerini ve
sürelerini kontrol etmelidir. Başka bir ifadeyle; çocuğun televizyondan
ne oranda etkilendiğinin yanı sıra ailenin, televizyonun, çocuğu ne
oranda etkilemesine izin verdiği önemlidir. TV’nin zararları üzerine
yoğunlaşan araştırmalar; beyin gelişimi, sosyalleşme sorunu, şiddet
eğilimi ve okumadan uzaklaştırma konularına yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle
özellikle ilkokul öncesi çocuklar; reklamların hipnotik etkisiyle yemek
yemeye, video kliplerle eğlendirilmeye çalışılmamalıdır. Beş yaşından
sonra da günde 2 saatten fazla televizyon izlemeleri, çocukların
sosyalleşmelerini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bütün gün açık kalan,
kanaldan kanala geçilen, gerektiğinde bir çocuk bakıcısı gibi kullanılan
televizyon, aile içi iletişimi bozmayacak, ancak zevkli eğitici ve
haberdar edici etkisinden yoksun bırakmayacak şekilde yeni izleme
alışkanlıkları kazanılarak izlenmelidir. Televizyon sürekli açıkken
çocuğun dikkatini çeken pek çok görüntü, onun algılama ve yorumlama
sistemi içinde ona hiçbir şey ifade etmeyebilir.
Anne babalara çocuklarını televizyondan uzak tutmak için ne gibi
öneriler sunulabilir?
Çocuğun dikkatini yoğunlaştırma süresini geliştirebilmek için boyama,
okuma, çizme, yazma, müzik yapma, oynama gibi gerçek deneyimlerden
yararlanılmalı. Çocuğun istediği değil, ailenin önceden belirlediği,
geliştirici malzemelerle oynaması fırsatı yaratılmalı. Örneğin pahalı
oyuncaklar yerine onun zevkle oynayabileceği daha basit oyuncaklar,
video game yerine zevkle yapabileceği bir yap boz, bir film seyretmesi
yerine müzeye, sirke, hayvanat bahçesine götürmek;
başa dön