Eğitim
Eğitimin ne kadar önemli olduğu her alanda kendini belli etmeye başladı.Düşünen insanlar yetiştirilmesi gerekiyor ondan sonra nasıl olsa bilim,sanat vs.dalında başardı kendiliğinden gelir.Kendi diline,kültürüne sahip çıkan insanlar her konuda başarılı olurlar.Düşünceye dayanmayan,sadece ezbere dayanan bir ülkede bilim,sanat,felsefe nasıl ilerleyebilir ki? Kendi duygularından bihaber insanlar yetişiyor toplumda.Nasıl diğer insanların duygularına önem versin ki?Medya'nın içindeki insanları da bence eğitmemiz gerekiyor bence
zehirli mi? zehirlendik mi?
Yaşanan tüm bu karmaşanın bir depolitizasyon politikası olduğunu şimdi analiz edebiliyoruz. Yaşanan onca hengame arasında bir tek bunu yakaladık sanırım. Bu magazin okur yazarlığı dedikleri şey bir fiil istenerek bilerek sonuçları beklenerek yaşatıldı biz gençliğe. Bilinçli :)(?) birer magazin profösörü olarak yetiştirildik. Yurt dışına lisans üstü eğitim için giden bir çok öğrencimizin ağzından şu sözler dökülüyor 'o ülkedeki öğrenciler bizlerden çok daha iyi eğitim almışlar' bence durum bu kadar masum değil. Yıllarca bizlere verdikleri eğitimde şu mantık güdüldü düşünmek hele hele sesli düşünmek çok ayıp. Şimdi gördüğümüz tablo bir yansıma, bir meyva bu noktada söylenecek tek şey belkide bilerek zehirlediler bizi. Bile bile kanımıza magazini enjekte edip toplumsal düşünmeyi ketlediler. KUTLARIZ...
Gündemi belirliyorlar
Ayakları yere basmayan bu görüşler, gündüz ev kadınlarını akşamları da nüfusun tamamının kendilerini dinleyip inanmalarını sağlıyor. Bir tür hipnoz tekniğiyle temelsiz fikir ve yorumlar tüm ülkeye hakim oluyor. Hurafelerin doğrular olarak kabul edilip, uygulandığı dönemleri ister istemez yaşamak zorunda bırakılıyoruz
Bilinç..
Eğitimin ne olduğunu hepimiz biliriz de şartlı eğitimin dışına bir türlü çıkamayız. Yazarımız negatif demeçleri sunmuş ve tekil görmüş herşeyi. Şu var ki her nekadar medya köle(hibnoz) açılımında olsa da bilinçli kişi
leğitim bilim
ülkemdeki eğitim programlarının yapısına bakarsanız dünyada ilk 5 e girecek kapasitede kelimenin tam anlamıyla YÜKLÜ.Fakat öğretmen yapısı, araç gereç yoksunluğu ve yaratıcılığı ön plana alan yöntem ve teknik eksizliği ise şahane kurgunun aciz bir yapıya dönmesine sebebiyet veriyor. Sanırım sadece öğremnler ile eğitim yükü hafifletilemez. Her okula ve her kademeye program,yönetim,ölçme-değerlendirme ve iletişim.. gibi alanlarda uzman eğitim bilimcilere ihtiyaç var.Varolan medya kıskacını avantaja dönüştüren problem çözücü eğitim uzmanlarına...
Aylin Çalışkan er bu ağaya takılmayacaklardır.Bu arada medya nasıl eğitelecekse :)
|
|
Medya ve Toplum
Burada "medya"yı farklı yaklaşımlar açısından anlamaya çalışacak, dolayısıyla "toplum"a bakacağız; aynı zamanda "medya"ya bakacağız, dolayısıyla "toplum"u anlamaya çalışacağız.
BİA Yerel Medya Eğitim Programı
22.02.2001 Beybin KEJANLIOĞLU
BİA (İstanbul) - Toplumu anlamak-yorumlamak için iletişim kurma araçlarına ve ortamlarına (medyaya) bakmalıyız; medyayı anlamak-yorumlamak için ise, topluma bakmak zorundayız. Burada "medya"yı farklı yaklaşımlar açısından anlamaya çalışacak, dolayısıyla "toplum"a bakacağız; aynı zamanda "medya"ya bakacağız, dolayısıyla "toplum"u anlamaya çalışacağız. Ayrıca, günümüzde medya ve toplum değerlendirmesini yerel, ulusal, global ölçeklere (bu ölçeklerin geçişkenliğine, kesişmesine) taşımak gerektiği için globalleşme tartışmasına gireceğiz.
Medya Nedir?
İlk akla gelen ve pek de doğru olmayan tanımlamalar/eşleştirmeler:
1. Medya=televizyon, 2. Medya=teknoloji/araç, 3. Medya=popüler kültür
Medya, sözcüğün kökeni itibariyle aracı olan, doğrudan olmayıp etkinlikleri dolayımlayandır.
Günümüzde kullandığımız anlamda medyanın 3 boyutu var:
1. Teknoloji -üretim ve kullanıma sunulma süreçleri
2. toplumsal ilişkiler (kurumlar) -profesyoneller, medya örgütleri ve medya endüstrisinin iç işleyişi ile diğer örgütler ve toplumsal kurumlarla ilişkileri
3. kültürel biçimler/ürünler -gazetelerin, programların, vb.; dolaşıma girme, okurlar ve izleyiciler tarafından alımlanma süreçleri
Medyaya Yaklaşımlar ve Yaklaşımların Ardındaki Toplum Tahayyülü (ya da tersinden, toplumsal bilimlerde farklı anlayışların medyayı kavramsallaştırmaları)
1. Geleneksel yaklaşımlarda medya ve toplum nasıl kavranıyor?
2. Eleştirel yaklaşımlarda medya ve toplum nasıl kavranıyor?
Medyayı Kategorilere Ayırarak Anlamlandırmak
1. Aracılık ettiği toplumsal ilişki türlerine göre: a)kişilerarası b) kitlesel c) şebeke (ağ)
2. Kanala/bileşime göre: a) yazılı (gazete) b) elektronik (TV) c) kimyasal (film)
3. Çalıştırdığı duyulara göre: a) görsel b) işitsel c) dokunma duyusuna seslenen (körler alfabesiyle yazılmış kitaplar gibi) d) karma
4. Ödeme/alma biçimine göre: a) doğrudan satın alınan b) doğrudan ödeme yapmadan alınan c) genel erişim için ücret ödenen d) özgül içeriği izlemek için ödeme yapılan
5. Teknoloji kullanımına göre (ör., TV): a) aile TV'si b) kahvelerdeki TV c) konser salonunda sahnedeki dev ekran
6. Medya içeriğine (türe) göre: a) eğlence-kurmaca (TV'de eğlence: i) soap opera, ii) durum komedisi, iii) aksiyon-macera) b) bilgilendirme-haber-gerçeğe yakınlık c) reklam
7. Mülkiyete göre: a) ticari b) devlet sahipliğinde/kontrolünde ama kamu hizmeti c) bağımsız kamusal
8. Medya örgütlerine göre (ör., TV): a) şebeke TV'si (ulusal) b) yerel bağımsız TV istasyonu c) uluslar arası televizyon kanalları
Burada özellikle dikkate alacağımız sınıflandırmalar son ikisi. Çünkü, farklı toplumlarda medyanın konumu ve ona atfedilen rollerle ilgili yaklaşımları bu ayrımlarda buluyoruz.
Ulusal-yerel Medya ve Uluslararası İletişim
1980'lere gelene dek medyanın örgütlenmesi, hep ulus-devlet bazında düşünüldü. Yerel medya da, bir ulus-devlet sınırları içindeki coğrafi bölgelerde, yerleşim birimlerinde örgütlenen ve yayın yapan medya olarak anlaşılıyordu. Uluslararası iletişim, özellikle, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batının ve ve daha çok ABD'nin dünyadaki hakimiyetiyle başlayan, ona karşı "bağımlılık" tartışmalarının gelişmesiyle alevlenen ve bu karşıtlığın yansımasını uluslararası örgütlerde (Birleşmiş Milletler, UNESCO, vb.) bulduğumuz bir çalışma alanı olarak karşımıza çıktı. Oysa, öncesi var. Örneğin, uluslararası haber ajansları haberlerini telgraf ve kabloyla küresel pazarlara ileterek kendi kartellerinin hedeflerini ve güvenliğini ulus-devlet çıkarlarının önüne çıkarmışlardı.
Globalleşme
Uluslar arası iletişim ile globalleşme sürecinin farklılığı. Globalleşmeye yaklaşımlar; bu süreci nasıl ele almalı?
Global-Yerel İlişkisi ve Yerel Medya: Olanaklar-Olasılıklar
Tartışma
|
Medya ve Etik-Eğitim Notları
Temel amaç, basın, radyo ve televizyon yayıncılığı alanında yaşanan etik sorunları belirlemek, bu sorunların çözüm yollarını tartışmak ve böylece seminere katılan gazetecilerin etik sorun çözme becerilerini geliştirmektir.
22.02.2001 Süleyman İRVAN
BİA (İstanbul) -
I. Amaç:
Bu seminer çalışmasında, Türkiye'deki ulusal ve yerel medya çalışanı gazetecilerin karşılaştıkları etik açıdan tartışmalı konular ele alınacak ve sıklıkla yapılan etik yanlışlıklar üzerinde tartışma açılarak, katılımcıların ülkemizde gazetecilik pratiklerini sorgulamaları sağlanacaktır. Temel amaç, basın, radyo ve televizyon yayıncılığı alanında yaşanan etik sorunları belirlemek, bu sorunların çözüm yollarını tartışmak ve böylece seminere katılan gazetecilerin etik sorun çözme becerilerini geliştirmektir.
II. Kapsam:
Ders üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde etik kavramı üzerinde durulacak, etik-hukuk ilişkisi ele alınacak ve son yıllarda etik tartışmaların niçin arttığı sorusuna yanıt aranacaktır. İkinci bölümde, seminere katılan gazetecilerin de katkılarıyla ülkemiz medyasında yaşanan etik sorun alanları belirlenecek, bu sorunların nedenleri üzerinde durulacaktır.
Olası sorun alanlarından bazıları şöyle sıralanabilir:
a) Nesnellik ve tarafsızlık: Gazeteciler olayları nesnel ve tarafsız biçimde aktarabilirler mi?
b) Haber-yorum ayrımı: Haberle yorum niçin ayrılmalıdır? Türkiye'deki gazetecilik pratiğinde haberle yorum niçin içiçe geçmektedir?
c) Haber-reklam ayrımı:
d) Özel yaşam: Özel yaşama müdahalenin sınırı ne olmalıdır? Herkes aynı derecede özel yaşam ya da mahremiyet hakkına sahip midir?
e) Kişilik hakları ve eleştiri sınırı, ayrımcılık: Özellikle diğer uluslara ilişkin nitelemelerde kullanılan dil.
f) Haber kaynaklarıyla ilişkiler: Gazetecilik bir temas ve mesafe mesleğidir.
g) Çocuklara ilişkin haberler:
h) Çıkar çatışmaları: Medya patronlarının dahil olduğu olaylarda gazeteciler özgür davranabilir mi?
ı) Trajik olaylar: cinayet, intihar vb. olayların haber yapılmasında yaşanan sorunlar.
i) Uluslararası krizler: Bu krizlerde gazetecilerin oynadığı rol.
j) Armağanlar, bedava geziler: Haber kaynaklarından armağan almak niçin olağan karşılanıyor?
k) Yanıltıcı yöntemler (gizli kamera, kimlik gizleme vb)
l) Paralı habercilik (haber kaynaklarına para ödeme, haber karşılığı para alma).
Atölye çalışmasının üçüncü bölümünde, yaşanan etik sorunların çözümünde yardımcı olabilecek bir model üzerinde durulacak ve bu model yardımıyla bazı örnek olaylar irdelenecektir.
yorum yazın
|