31/01/2006
1-Neden öğrencilerimiz devamsızlık yapıyor?
Okullar sadece derslerden ve dersliklerden ibaret değildir. Eğitimi bütünlüklü değerlendirmek gerekir. Eğitim kurumları çocuklarımızın bilgi, sosyal ve bedensel istemlerini karşılayacak tesisler olmalıdır.
Kütüphaneler, teknolojik donanımlar, spor tesisleri, oyun alanları ve bahçeler öğrencilerimizin hizmetinde olmalıdır.
Eğer; spor tesisleri işletme anlayışı ile paralı ise, okul bahçeleri paralı otopark yapılmışsa, okulda bulunan bilgisayar ve internetlerden öğrenciler para karşılığında yararlanıyorsa ve demokratik bir eğitim yerine baskıcı ve yarışmacı bir eğitim veriliyorsa çocuklarımızın devamsızlığı azalmak verine artacaktır.
Hele hele Milli Eğitim müdürümüzün yaklaşımı ile hiç de önlenemeyecektir.
Okullardan devamsız öğrencileri velilerine bildirmek çözüm değil, sorumluluğu velilerin sırtına yıkmak demektir.
2-Neden “öğrenci –veli okul sözleşmesi, adı altına bir metni çocuklarımıza ve velilerimize imzalatıyorlar?
Öncelikle böyle bir belgeyi ne velilerimiz ne de çocuklarımız imzalamak zorunda değildir. Çünkü hiçbir yasal dayanağı olmadığı gibi geçerliliği ve yaptırımı da yoktur.
Böyle bir belge ile velilerimiz ve çocuklarımız baskı altına alınmak isteniyor. Belgenin içindeki birçok ifade eğitimin amacıdır. Ancak eğitimle kazanılacak davranışlardır. Yine belgenin içinde geçen “gerektiğinde okulun ihtiyaçlarını karşılar” ifadesi velinin ya da öğrencinin görevi değil, sosyal devletin ana görevlerindendir.
Bu sözleşmenin, insan hakları evrensel beyannamesi, çocuk hakları sözleşmesi ve demokratik bilimsel eğitimle hiçbir ilgisi yoktur. Bu sözleşmelere de aykırıdır.
3-Neden özel okullar yasası genişletilmeye çalışılıyor?
AKP hükümetinin düzenlemeleri bitmiyor. Ne yazık ki bu düzenlemeler halka ve hakka değil, zengine ve ticarete hizmet ediyor.
Eğitim de bunlardan büyük oranda payını alıyor.
Eğitim, bir taraftan özelleştirilirken, diğer taraftan da özelleştirme mantığına uygun yeni müfredat programları ve gerici kadroların yetkilendirilmesi ile bilimden uzaklaştırılıyor. ”bilinemezciliğin” kapısı aralanarak yozlaştırılıyor.
Son günlerde yapılmaya çalışılan düzenlemelerden biri de 625 sayılı özel okullar yasasında yapılması düşünülen değişiklikler.
625 sayılı yasanın varlığı zaten eğitimde fırsat eşitliğine engeldir. Yapılmak istenen değişikliklerle devlet okullarında okuyan çocuklarımızın velilerinin vermiş olduğu vergilerin kendilerine hizmet olarak sunulması yerine, parası olanların gittiği özel okullara aktarılması eşitsizliğin daha da artmasına neden olacaktır.
Yasadaki değişiklikler; velilerin aldığı kredi faizlerinin yarsının devlet tarafından ödenmesi, doğalgaz, su ve elektrik gibi giderlerin devlet okulları ile aynı tutulması, özel okullara giden öğrenci başına 1000 YTL destek verilmesi gibi değişiklikler eğitimde özelleştirmenin önemli adımlarından birisidir.
· Türkiye de 7,5 milyon çocuğumuz birleştirilmiş ya da ikili sınıflarda eğitim görürken; özel okullara bu kadar geniş olanaklar sunulması halka değil zengine hizmettir.