Basına ve kamuoyuna
10/09/2004
Basın açıklamasını altın başak un fabrikası işçilerinin grev çadırında yapmamızın nedeni;
Ekmek olmadan eğitimin olmayacağını, iş olmadan eğitimin olmayacağını işverene ve hükümet yetkililerine bir kez daha hatırlatmak içindir.
Bu durumun mağduru sadece buradaki işçiler değil , onlardan çok daha fazla etkilenen çocuklarıdır. Çocuklarımızdır. Eğitimsizlik sadece çocuğu değil , toplumun tüm kesimlerini olumsuz etkilemektedir.Bu nedenle , çocuklar hepimizindir. Altın başak un fabrikasından atılan işçilerin işlerine dönüp , çocuklarının okullarda rahatça okuması hepimizin sorunudur. Onun için öğrenci velileri dayanışma derneği olarak sahip çıkıyoruz, çıkacağız da.
VELİLERİMİZ EĞİTİME SAHİP ÇIKMALIDIR !
Yeni bir öğretim yılına önceki yılların sorunları katlanarak giriliyor. Bu durum karşısında sorunları çözüyoruz diyen hükümet yetkilileri pembe tablolar içerisinde bolca vaatlerde bulunuyorlar.
"Kayıt parası yok, veliler kayıt da para vermek zorunda değildir" diyen genelgelerin ardından okullarda adeta sınıflar,sıralar pazarlandı velilerden çatır çatır yasal olmayan paralar toplandı.
Milli eğitim yetkilileri üç maymunu oynadılar –duymadım ,görmedim ,bilmiyorum-
Eğitim tüm insanlar için temel bir haktır.gerek anayasada gerekse insan hakları belgelerinde bunlar çok açık belirtilmiştir. Türkiye devleti de bunlara imza atmıştır.Ancak hükümet eğitimi paralı yapmak için her türlü fırsatı değerlendirmektedir.
Eğitimde reform adıyla yapılanlar;
- LGS (lise giriş sınavları) zorunlu hale getirilecek; Sınav sisteminin yanlışlığını, sınav sisteminin ezberci sistem olduğunu kabul etmeyen MEB sıfır alanları daha da çoğaltmak için ,liselere giriş sınavlarını zorunlu hale getiriyor.
- MEB 'nı "Ezberci eğitimi terk ediyoruz, yeni müfredat getiriyoruz" diyerek , bilimden ,laiklikten uzaklaşarak kitapları hurafelerle doldurmayı amaçlıyor.
Eğitim ve sınav sisteminin bir parçası olarak ortaya çıkan dershaneler,sistemin parçası olmaya devam ediyor. Hem de devletten yeni ayrıcalıklar elde ederek.
- Devlet, okullara yeni öğretmenler atamaz ve büyük şehirlerde sınıflar ortalama 50 öğrenciden aşağıya düşmezken, özel okullar daha çok kazansın diye beş yıl vergiden istisna uygulaması getiriyor.
- Sınavlardan ve başaramamaktan strese giren çocuk ve gençlerimiz, çeteleşmeye,uyuşturucu kullanmaya ve istenmeyen davranışlara yöneliyorlar. Mutsuzlukları artıyor.
- Eğitimi ticari bir meta haline getirmek isteyen hükümet ,öğretmeni de iş güvencesiz bırakarak sözleşmeli personel haline getiriyor.
Tüm bu olumsuzlar içerisinde çocuklarımızın okuması gerekiyor.
Çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve başarılı olabilmesi için biz velilere çok önemli görevler düşmektedir
-
Çocuklarımıza sahip çıkacağız
.Okullarda yaşanan sorunlara sadece bireysel değil, diğer velilerle birlikte sorunları ortak çözmenin yollarını bulacağız.
- Çocuğumuzun sorunlarını paylaşacağız. Çözümleri ortak bulacağız
- Öğretmenlerle ilişkilerimizi sıklaştıracağız . Öğretmenlerin sorunlarına da sahip çıkıp , onları yalnız bırakmayacağız.
- Okulun çevresinde oluşan ve çocuğumuza zarar verecek ilişkileri veli-öğretmen –öğrenci üçlüsü ile birlikte çözüm arayacağız.
- Okul yönetimine her ne ad altında olursa olsun çocuğumuz üstünden para istenmemesi gerektiğini belirteceğiz. Bu konuda çocuğumuz üstündeki baskıları kaldıracağız.
- Çocuğumuzun bir yarış atı gibi dershaneden dershaneye ,öğretmenden öğretmene koşması yerine ,sorumluluk duygusu ile yeteneklerini kullanmasını öğreteceğiz.
- Okul aile birliklerinde görevler alarak nitelikli bir eğitim için öğretmenlerle birlikte çözümler arayacağız.
Eğitimin paralı hale gelmesine izin vermeyeceğiz. Geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin , her kademedeki eğitim haklarının ellerinden alınmasına duyarsız kalmayacağız. Çocuklarımızın çetelerin ve uyuşturucu şebekelerinin aleti olmasına göz yummayacağız.
Yaşasın parasız, bilimsel ve demokratik eğitim mücadelemiz !