YİNE YANLIŞ YOLDASINIZ
İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü “Eğitim Öğretimde Başarıyı Artırma Ve Sınav becerileri Kazandırma Projesi” diye bir yönerge yayımladı.
Bu yönergede;
“Proje; Toplam Kalite Yönetiminin temel ilkeleri yaşama geçirilecek.
Projenin amacı;
a) Eğitimde kaliteyi ve başarıyı artırarak ÖSS, OKS ve SBS’de başarıyı yakalamak
b) Elde edilen başarı ile ilimizi Türkiye çapında en başarılı il haline getirmek “ için, öğrencileri sınavlara hazırlamanın gerekliliği belirtiliyor.
Yani yönergeyi hazırlayanlar, eğitimde başarıyı, sınavlarda başarı ile ölçüyorlar.
Eğitimin amacı bir kez daha, eğitim yöneticileri tarafından sınav olarak belirleniyor.
Bilgi yerine test tekniklerinin geliştirilmesi başarı olarak vurgulanıyor.
Yıllardır uygulanmaya çalışılan TKY (Toplam Kalite Yönetimi)’nin amacı, süreç yerine sonucu değerlendirerek, eğitimde kaliteyi, sınav sonuçları ile ölçmeye indirgiyor.
Yani iyi insan yerine, iyi doktor, iyi mühendis, iyi öğretmen olmayı amaçlamaktadır. Buradaki iyi meslek sahibi olmak ise, kamu hizmetleri yerine, özel işletmelere kar getiren elemanlar olarak değerlendiriliyor.
Evet, İzmir’de eğitimin niteliği ve başarısı her yıl düşmektedir.
2002’de göreve çok iddialı başlayan Kamil Aydoğan 2007’de başarısız olduğunu kabul ediyor. Ama ne için başarısız olduğunu belirtmiyor.
Nedeni bilinmeyen bir sorun çözülür mü ?
Eğitimde ki başarısızlığın nedenini eğitim sendikaları, veli dernekleri ve öğrenci temsilcilikleri yıllardır söylüyor ve yazıyorlar.
Bir kez daha aktaralım.
1-Eğitimin felsefesi yıllardır değiştirilmeye çalışılıyor. Eğitim toplumsal, bilimsel, demokratik ve hepsinden de önemlisi parasız olması gerekirken, bu değerler yok ediliyor.
Eğitim bireyselleştirilip, rekabet eden, yarışmacı ve sınavlarda başarı amaç haline getiriliyor.
Bilimsellikten uzaklaşılarak, orta çağ bilgileri her yere sokuşturuluyor.
Parasız eğitim yerine, devlet olanaklarının özel okullara aktarılması, devlet okullarının da velilerin sırtına yıkılması ile eğitimde, okullarda ve hatta sınıflarda farklılıklar yaratıldı. Okullara, sınıflara ve öğretmenlere fiyatlar biçilerek, kayıt parası ve katkı paraları bağış adı altında meşrulaştırıldı.
2-Kadrolu ve nitelikli öğretmen yerine, iş arayan yüksek okul mezunları, sözleşmeli-ücretli öğretici olarak görevlendirildi.
3-Parti yandaşlığından başka yeteneği ve birikimi olmayanlar eğitim yöneticisi yapıldı.
Bu yanlışlıklar, Türkiye genelinde olduğu gibi İzmir’de daha yoğun uygulandı. Uygulanmaya da devam ediliyor.
İşte yönerge bu ortamda çıkartılıyor. Eksik ve yanlışlıkları ile yayımlanıyor.
16.11.2007’de yayımlanan asıl yönergeden beş gün sonra hemen ek yönerge yayımlamıyor. Neden? Öğretmenler yanlış anlamış.
İlk yönergenin 5.maddesinde “…her ay bir sınav yapılır.”deniliyor. Ek yönergede ise pardon, bu sınav yönetmeliğine aykırı oldu deniliyor. Hopbalaa… Siz eğitimci değil misiniz? Bu yönetmelik yıllardır var. Çocuklar bile bunu ezberledi.
Yönetmelikte; …haftada ders saati üç ve üçten az olan derslerde en az iki, üçten fazla olan derslerde ise en az üç sınav yapılır” dendiği halde siz her sınavla başarıyı artıracaktınız. Ama olmadı.
Haydi, onu düzelttiniz ama şu yanlışlıklar ve eksiklikler ne olacak?
a) Merkez okullarda sözleşmeli ve ücretli öğretmen yokken, kenar okullarda sözleşmeli ve ücretli öğretmenlerle eğitim sürdürülürken bu farklılıklar nasıl giderilecek? (Biz veliler bu farklılıkların nasıl çocuklarımıza yansıdığını çok iyi biliyoruz)
b) Öğretmenleri sınav başarısı ile değerlendiren bir Milli Eğitim Müdürü kendisini ve ekibini hangi ölçü ile değerlendirecek?
c) Okul proje uygulama komisyonlarında, okul aile birliği başkanları var. Her ne kadar finansman bölümünde, “öğrencilerden hiçbir ad altında ücret talep edilmeyecek” dense de, okul aile birlikleri yoksa bu projenin finansmanı mı olacaklar?
d) İzmir il merkezi ile ilçeler, eğitim bölgeleri, okullar ve hatta aynı okulda sınıflar arasındaki farklılıkları siz yöneticiler yanlış uygulamalarınızla yarattınız. Şimdi bunları ortak sınava alıyorsunuz ve ortak başarı bekliyorsunuz. Bunları kapatarak topu öğretmenlere hatta velilere atıyorsunuz.
YANLIŞ YOLDASINIZ SAYIN MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ. YİNE YANLIŞ YAPIYORSUNUZ. EĞİTİM BİR DENEME TAHTASI DEĞİLDİR. ÇOCUKLARIMIZ DA DENEK DEĞİLDİR.
Doğrusu için, sorunun çözümü için, eğitimin sacayaklarını muhatap almalısınız. Sorunları ortak tespit edip, çözümü birlikte bulmalıyız.