Tartışılan eğitim mi?
18/07/2009
SBS ve ÖSS sonuçlarının açıklanması ile temmuz sıcaklığı eğitimin tekrar tartışılmasına yol açtı. Tartışılan konu sadece öğrencileri, velileri ya da eğitim kurumlarını kapsamıyor. Bir ülkenin geleceğini kapsıyor. Bu nedenle sıcaklığı çok daha yakıcı…
Bu önemli konuyu, kim nereden tartışıyor? Başarıyı başarısızlığı nasıl değerlendiriyor? Çözümünde neler öneriyor? Tüm bu soruların yanıtını tartışanlar bulunduğu yerden veriyor.
Her iki sınav sonuçlarının gösterdiği gibi, iki bakış açısı öne çıkıyor. Birincisi, bu sınavların başarılı olduğunu daha da geliştirilmesi gerektiğini söyleyen, dereceye girmiş gençlerimizi ticari araç olarak kullanan kesim. İkincisi ise, bu sınavların haksız ve adaletsiz olduğunu söyleyen kesim…
Birinci kesim, eğitim hizmetlerini özelleştiren, ticarileştiren ve bu alanı işletme olarak değerlendirenler. Bu kesimin içerisinde özel okullar, dershaneler olduğu gibi, kamu adına görev yapan milli eğitim yetkilileri de var. Çünkü bunlar sonuçlardan memnundur ve teşekkürlerini öncelikle bu kesime yapmışlardır.
İkinci kesim, eğitim hizmetlerinin bir kamu hizmeti olmasını, herkese eşit ve yetenekleri doğrultusunda verilmesini isteyen sınav mağdurlarıdır.
Bu sonuçlar bir kez daha göstermiştir ki; sınava dayalı eğitim sistemi paraya dayalı eğitim işletmesidir. 23 birinciden 14 tanesi özel okul öğrencisidir. Özel okul öğrencileri tüm öğrencilerin yüzde 3’ü bile değilken başarıları yüzde 70’dir.
Sınav sistemi ile eğitim müfredatı uyum içinde değildir. 15-20 soru yapan adayların başarılı sayıldığı bir değerlendirmede dahi, adayların yüzde 50’si baştan elenmiştir.
Bu sonuçlarla bölgeler, iller ve okullar arasındaki dengesizlikler daha net gözükmüştür. Başarı ya da başarısızlık adayın bilgi ve yeteneğine göre değil bulunduğu yer ve sınava harcadığı paraya bağlı olarak belirlenmiştir.
Sınav sıralaması eleyici bir niteliğe sahiptir. SBS’de 33 bin, ÖSS’de 30 bin öğrenci puanlamaya girememiş, sıfır almıştır.
Sistemin biçimden önce özü adaletsiz, haksız ve çöken bir sistemdir. Yerine, gelecek yıl konulacak olan iki aşamalı sistemde, bu haksızlığı ve adaletsizliği giderecek nitelikte değildir.
Bu sistem velilerin sadece cebindeki parayı değil, toplumun umudunu ve geleceğini alıp götürüyor.
Üç saatlik bir sınav, yetişme ve gelişme çağındaki çocuk ve gençlerimizin yıllarca stres içinde kalmasına ve kişilik kaybına neden olmaktadır. Bu ortam anne-babaları daha çok etkilemektedir.
Ne yapmak gerekiyor?
İnsan yetiştirmek, bir meta üretmeye benzemiyor. Bu hizmetin denemesi olmuyor. Bu nedenle, eğitim bir kamu hizmeti olarak herkese eşit sunulmalıdır. Eğitim bölgeleri ve kurumlar arasındaki farklılıklar kaldırılarak, nitelikli bir eğitim öğrencilerin yetenek ve ilgilerine uygun verilmelidir.
Rekabet-yarışma-bencillik değil, paylaşım-dayanışma-toplumsallaşma öne çıkartılmalı, bilimsel ve demokratik bir yöntemle sunulmalıdır.
Paranın değil hizmetin öne çıktığı, öğretmen-veli-öğrenci örgütlerinin belirlediği bir müfredat, kademeler arası geçişte esas alınmalıdır.
Bu talepleri gerçekleştirecek olan öncelikle SBS-ÖSS-KPSS vb. sınavlarda mağdur olanlarla birlikte aydınlık bir hedefi olanlardır.
Bu görev öncelikle emekçilere ve örgütlerine düşmektedir.
ORHAN YÜCE - ÖVDER İzmir Şube Başkanı (evrensel)
yorum yazın
|
 |
|
yorum yazın
|
| |
|
|