Değerli veliler!
Anayasa da yazdığı biçimi ile eğitim bir haksa, hak olan bir şeyin, herkes için parasız, nitelikli ve eşit olması gerekir.
Eğitim ile piyasa uyuşmaz. Eğitim fiyatlandırılamaz.
Ama bugün eğitim de diğer hizmetler gibi piyasaya açılıp, fiyatlandırılıyor.
· Okul kantinleri ihale ile işletmeye dönüştürüldü. Satılan yiyecekler sağlıklı değil, denetlenmiyor ve çok yüksek fiyatlarla satılıyor.
· 1991’de basımı özel sektöre verilen, 2002’den bu yana ücretsiz dağıtılan ve yetersiz olan ders kitaplarının yanına, çok pahalı yardımcı ders kitapları almak zorunda kalıyoruz.
· 1997’de 8 yıllık eğitimi destekleme amacı ile birçok mal ve hizmet üzerinden kesilen ” eğitime katkı payı” çocuklarımıza harcanmadı. Harcanmıyor.
· Okul Aile Birlikleri tahsildar bürosu yapıldı. Her hizmet paraya dönüştürüldü..
· Okullar arasında farklılıklar yaratılarak, kayıt parası yarışına sokulduk. Bağışlar fiili aidatlar haline getirildi.
·
ANAYASA -Madde 42, Fıkra 5: İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.
ÇOCUK HAKLARI SÖZLEŞMESİ- Madde 28: Taraf devletler, ilköğretimi herkes için parasız ve zorunlu hale getirirler. Orta öğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar. Gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar.
İLKOKUL YÖNETMELİĞİ - Madde 98: Okul müdürleri, müdür yardımcıları ve öğretmenler hangi maksatla olursa olsun kanunların izin vermediği şekilde para toplayamazlar ve yardım talebinde bulunamazlar.
MEDENİ YASA - Madde 14: On sekiz yaşını doldurmayan çocukların tasarruf ehliyetleri bulunmadığından çocuklardan para istenemez
2860 Sayılı YARDIM TOPLAMA KANUNU - Madde 4: Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamazlar.
|
Bahçeleri betonlaştırılan okulların, güvenliği, temizliği, bakımı gibi hizmetler, sırtımıza yıkıldı.
· Dışarıda 240 bin öğretmen atanma beklerken, sınıflara sözleşmeli ve ücretli öğretmenler görevlendirildi.
· Kriz gerekçesi ile anne- babasının işinden atılması yetmiyormuş gibi, hizmet ve mallara yapılan zamlar, emekçi çocuklarının eğitim hakkı önünde engeller oluşturdu.
Dahası;
Başbakanın sözlerinin aksine,
1411 öğrenciye bir salon düşüyor. Dil laboratuarı sayısı yok denecek kadar az. Yaklaşık 4 bin 600 öğrenciye bir müzik odası düşüyor. 612 öğrenciye bir bilgisayar laboratuarı, 806 öğrenciye bir fen laboratuarı düşüyor, 83 öğrenci bir tuvaleti kullanmak zorunda kalıyor.
Bir yandan kaynak yokluğu ileri sürülürken, öte yandan anaokulundan üniversiteye kadar, özel okullara ve vakıf okullarına bedelsiz arsa tahsisi, vergi muafiyeti ve indirimleri, teşvik kredileri, gümrük muafiyetleri gibi kaynaklar cömertçe sunulmaktadır.
Vergilerimizle batık bankalar kurtarılmış, iç ve dış borçların faizleri ödenmiş, hortumcular ve rant kesimi, ucuz kredi zengini yapılmıştır.
Çocuklar, ilköğretim 4. sınıftan itibaren iki okula gitmek zorunda kalıyor. Biri Milli Eğitim’in Okulu, diğeri dershane.
Çocuklarımız günde altı, yedi saat ders görmesi gerekirken, bu süre dershaneler ve özel kurslarla birlikte on saati geçiyor. Yine, boşa giden paralar, öğrencilerin çalınan saatleri. Saçma sapan bir nedenden. SBS, YGS, LYS sınavları için.
Devlet okullarında liselerin başarısı % 20–25 arasında, özel liselerin başarısı %75–80 arasında neden? Her gideri bizden alınan devlet okulları neden başarısız oluyor?
Ülkeyi yönetenler, daha çok okul mu yapıyor, öğretmen mi atıyor, çocuklarımıza iş olanakları mı yaratıyor?
AKP hükümeti Bunların hiç birini yapmadı, yapmıyor. Çocuklarımızın anne- babalarını TEKEL ve TARİŞ’te olduğu gibi işsiz bırakıyor.
BU GİDİŞE ARTIK DUR DEME ZAMANI…
HAKLARIMIZI KORUMAK VE YENİLERİNİ KAZANMAK İÇİN, ÖVDER’ DE BİRLEŞME ZAMANI…