OKS YERİNE SBS
LGS’ den OKS ( Orta Öğrenim Kurumlar Sınavı) , OKS’den şimdi de SBS (Seviye Belirleme Sınavı)’ye geçirilen çocuklarımızın maratonu, daha uzun ve zorlu olacağa benziyor.
Milli Eğitim Bakanı bir basın açıklaması ile OKS’nin ne kadar zararlı bir sınav olduğunu bunun yerine getirilen SBS’nin tamamen okula ve derslere bağlı olduğunu müjdeledi.
Bakanın ağzından OKS;
- OKS nedeniyle öğrenciler okula, öğretmene ve müfredata bağlanmak yerine dershaneye gitmeyi tercih ettiğini,
- OKS’de yabancı dil, sanat, bilgisayar, resim ve beden eğitiminden soru sorulmadığı için öğrencilerin bu dersleri “angarya” olarak gördüğünü ve ilgisiz kaldığını,
- Öğrencinin 2 saatte adeta bütün kaderini belirleyen bir sınavla karşı karşıya geldiğini,
- Ergenlik çağındaki çocuklarımızın sınav stresi yaşadığını,
- Türkçe sorularını sıfır hata ile çözen bir öğrencinin 10 kişinin karşısında beş cümleyi doğru bir şekilde sıralayamadığını… Ve daha birçok olumsuzlukları ile birlikte açıkladı. Bu nedenle, OKS’nin kaldırılmasına karar verdiğini söyledi.
Şimdi biraz geriye giderek yorumlayalım. 1999’da başlayan LGS kötü denilerek 2002’de OKS ‘in daha iyi olduğu ve çocuklarımızı dershaneden kurtaracağını, okula, öğretmene bağlayacağını, bu sistemin öğrencilerin başarılarını daha iyi ölçeceğini söyledi.
BİZLER SÖYLERKEN NEREDEYDİNİZ?
2002’de konulan OKS sisteminin 2007’de kötülüğü ancak anlaşıldı. Ama çocuklarımız bu dönemde harcandı. Çocuklarımız bu kadar kötü bir sistemde, milyar TL’ler vererek geleceklerini belirlemeye çalıştılar.
Bu kadar kötü bir sınavı kim getirdi? Bunun sorumlusu kim? Dün çok iyi diyende, bugün çok kötü diyende ne yazık ki bu bakan oldu. 2002’de dershane sayısı 2.122 iken, 2006’da 3.928 oldu. Yani dershane sayısı %85 arttı.
Aynı bakan yeni bir sınav sistemi getiriyor. Bu sınav 2008–2009 öğretim yılında ilköğretimin 6.7.8 sınıfların da her yıl “Seviye Belirleme sınavı” olarak uygulanacak.
Sınav bir yerine üçe çıktı. Velilerimize müjdeler olsun. Çocuklarımız bir stres yerine üç stres yaşayacaklar. Dershane sayısı daha çok artacak, dershaneler daha çok kazanacak. Velilerimizin ceplerinden daha çok para çıkacak.
SBS sisteminin yeni müfredata uygun olduğunu söyleyen M.E. Bakanı Hüseyin Çelik;
 |
Yeni müfredat programı, yenidünya düzenine ve teknolojik gelişmelere uygun bir programdır.
|
 |
Önceki eğitim sistemi, ezberci, öğretmen merkezli, çağın gerisinde ve katı idi. Yeni program ise, çok yönlü, eğitimsel, öğrenci merkezli ve olasılıkçı bir anlayışa sahip olduğunu ifade etti.
|
Şimdi bu güzel sözleri de uygulamalarla birlikte yorumlayalım.
Programlar gelişmelere göre elbette yenilenmelidir. Bu yenilenme daha öncekilerin üstüne kurulmalıdır. Kurulamıyor, çünkü araştırılarak, tartışılarak görüşler alınarak getirilmedi. Her bakan geldiğinde yeni bir uygulama yaptı.Yani çocuklarımız üstünde niyetlerini denediler.
Bakan, öğrenci merkezli olmayı amaçlayan yeni müfredatta, öğrencinin yetenekleri doğrultusunda, ne istiyorsa o eğitimin verileceğini söylüyor. İyi güzel de en az 40 kişilik sınıfta öğretmenin, öğrenci merkezli olması mümkün mü? Bir de öğretmen sözleşmeli ya da ücretli ise ve iki ay sonra işine son verilecekse, bu amaç hiç de gerçekleşecek gibi gözükmüyor.
Eğitimin çok yönlü olması güzel bir uygulama, ama eğitim sistemimiz buna uygun değil. Bakanın da itiraf ettiği gibi, sadece sınava yönelik, kazanmaya endeksli bir sistem bunları gerçekleştiremez.
EĞİTİM ANLAYIŞI DEĞİŞİYOR
Aslında bu güzel sözlerin altında eğitimde ki değişiklikler başka.
Bugünkü uygulamalarla ortaya daha açık çıktığı gibi, eğitimde iki yönlü bir değişim söz konusu;
1-Eğitimin işleyiş biçimi değiştiriliyor.
Devlet okulları özelleştiriliyor. Hizmetleri özelleştiriliyor. Çalışanlar özelleştiriliyor. Devlet eğitimden çekildikçe, yükü velilerin sırtına yıkılıyor. Devlet olanakları özel okullara sunuluyor.
2-İçerek olarak değişiyor.
Eğitim artık toplumsal değil, bireysel değerlendiriliyor. Yardımlaşma, paylaşma, dayanışma, öğrendiklerinin kendisi ve toplumun hizmetine sunma yerine, yarışmacı, rekabetçi, bencil ve öğrendiklerini sermayenin istemleri doğrultusunda kullanan kişilerin yetişmesini amaçlıyor.
HER SINAV PARA
Sınava Dayalı eğitim sisteminde, her sınav velinin cebinden milyon YTL‘in çıkmasına neden oluyor.
Bu anlayışla, bir yerine üç sınav öğrencilerimizin, yararına değil zararınadır. Dershanelerin ve özel eğitim işletmelerinin yararınadır.
Sistem böyle olunca, bilgi yaşam için değil, sınav için gerekli oluyor. Test başarının ölçüsü olunca, dershaneler ve özel okullar öğrencilerin yığılma yerleri oluyor. Bu yarışma içinde, ilgi, enerji ve yeteneklerini kullanamayan çocuklarımızın çözüm yerleri ne yazık ki, stres, şiddet ve madde bağımlılığı gibi istenmedik sonuçlar doğuruyor.
Büyük okullar, kalabalık ve yetersiz sınıflar, laboratuarsız dersler, gir çık ders saatleri çocuklarımıza bilginin ve yaşamın kaynağını değil, stres, şiddet ve karamsarlığın ortamını hazırlıyor.
EĞİTİM İNSAN İÇİNDİR
Eğitimin amacı, insandır. İnsanın, üretim sürecine katılması ve toplumsallaşması, nitelikli ve bilimsel eğitimin vazgeçilmez ilkesidir.
Bir dershane yetkilisinin söylemek zorunda kaldığı gibi, M.E bakanı ve hükümeti devlet okullarına değil, özel okullara ve dershanelere hizmet etmek için bütün yetkilerini kullanıyor.
OKS’de 2005’de 768.636 öğrenciden 65 bini sıfır aldı. 2006’da 798.307 öğrenciden 46.737 ‘si yani %5,8’i sıfır aldı. % 27.13’u 160’ın altında puan alarak 73.746 öğrenci elendi En başarılı 20 öğrenciden 11 özel 9’u devlet okulundan oldu. Öğrenci yüzdeleri ise kıyaslanamayacak kadar farkı. Öğrencilerin % 2’si özel okulda, %98 ‘i devlet okullarında okuyor. Sınav sisteminin yanlışlığını sonuçlar bir kez daha gösteriyor. Öğrenciler, en çok zorlandığı matematiğin 25 sorusundan ancak 1.70 yapabiliyorlar. Türkçeden 8.95’ini, fen bilgisinden 6.32’sini, sosyal bilgilerden 10.06’sını doğru yanıtlayabiliyorlar. Bu sonuçlarda göstermektedir ki, eğitim sistemi çocuklarımızın düşünme, algılama, sorun çözme ve yorumlama yeteneğini geliştirmemektedir.
Yıllardır uygulanan ve şimdi de yeni diye sunulan eğitim sistemi de, sınavlar ve testler çocuğumuzun toplumsal değerlerini, yaşam bilgilerini ve yeteneklerini ölçmüyor. Ancak bilgi adı altında verilen ve yaşamla hiçbir ilgisi olmayan piyasa değerlerini ve kadar ezberleyip ezberlemediğini ölçüyor.
SONUÇ OLARAK
· Bu sistemde bir yandan okullar arası ayrımı artırırken diğer taraftan da dershanelere bağımlılığı daha çok artıracaktır.
· SBS sınavı, objektif değil, yoruma ve kişisel değerlendirmeye daha açık özellik taşımaktadır.
· Birçok okulda yabancı dil öğretmeni bulunmazken, yabancı dilden soru sorulması okullar arsı uçurumu daha da artıracaktır.
· SBS velilerin, cebinden dershanelere ve özel derslere daha çok para aktarmasını sağlayacaktır.
· SBS öğrencileri, bir yerine üç kez strese sokacaktır.
· SBS çocukların yönlendirilmesinde ve geleceklerinin belirlenmesinde daha fazla yanlış durumlar ortaya çıkaracaktır.
· SBS yaklaşık 4,5 milyon öğrenciyi etkileyecek ama yanlışlıklarında bakan sorumlu olmayacak.
· SBS 6.7.8 sınıflarında uygulanacak olan sınavda, ortalamanın %70, yılsonu başarı puanının %25 ve yönlendirme-davranış puanın da %5 etkili olacak Bu sisteminde öğretmenler baskı altında kalacaklar.
· Eğitimde deneme olmaz. Ama bizim bakanlarımız her gelişlerinde öğrencilerimiz üstünde deneme yapıyorlar. Yanlışlıklardan sorumlu olmuyorlar. Olan bizim çocuklarımıza oluyor.
ÖNERİLERİMİZ
Ø İlköğretimde kişilik eğitimi ağırlıklı, rehberlik ve yönlendirme ön planda olmalıdır.
Ø Özellikle ilköğretim, mesleği öğretmen olan uzmanlarca verilmelidir.
Ø Öğretmen-veli-okul-öğrenci arasındaki parasal ilişkiye son verilmelidir.
Ø Okullarda sınavlar azaltılmalı, yapılan sınavların içeriği öğrenmeyi ve araştırmayı teşvik etmelidir.
Ø Okul ve öğretmenlerin değerlendirmeleri, davranış ve becerilerin ölçümleri esas alınmalıdır.
Ø Okulların eğitim araç ve gereçlerinin yanında kadrolu öğretmen eksiklikleri tamamlanmalıdır.
Ø Eğitime ayrılan ödenekler devlet okullarına harcanmalı, sınıflardaki öğrenci sayıları azaltılmalıdır.
Ø Sınavlara getirilmek istenen standartlardan önce, eğitimdeki bölgeler arası, iller arası semtler arası uçurumlar kaldırılmalıdır.
Ø Eğitim sistemi de, sınav ve not egemen olmamalıdır. Ölçme ve değerlendirme, öğretmen-öğrenci ve veli ile yapılmalıdır.