Nautica06

 

NE OLACAK BU SINAVLARIN HALİ?


Her şey değişir, değiştirilir de, ÖSYM ve sınav biçimleri değiştirilmez mi? O da değiştirilir. Ama nasıl? Durup dururken olmaz. Kamuoyunu inandıracak bir gerekçesi olması gerekir. Bu gerekçeyi YÖK başkanı 8 Eylülde açıkladı.”uzun süredir ÖSYM’ye dokunmadık, yeniden yapılandırmayı düşünüyorduk. Bu bizim için iyi bir fırsat oldu. Çalışmaları başlattık” dedi. Daha önce de Milli Eğitim Bakanı “biz birçok sınav yapıyoruz, hiç böyle bir şey yaşamıyoruz. Sınavları biz yapabiliriz” diye açıklamada bulunmuştu.
Birçoklarımız hatırlarız, Necdet Calp’la Turgut Özal’ın köprü tartışmasını. Özal, satarım diyordu, Calp, sattırmam diyordu. O günden bu yana en çokta AKP hükümeti olmak üzere, kamu kurumları satılıyor. Dün “bunlar devletin sırtında kambur” diyen Özal,  bugün de .”babalar gibi” diyen Unakıtan satılıyor. Başbakan “ben ülkeyi pazarlamaya geldim” diye görevini tanımlıyor.
Eğitim sistemi bu gelişimlerin dışın da mı kalacaktı?
Bir çocuk iş yaşamına atılıncaya kadar 739 sınavdan geçiyor. Dünya da başka bir örneği olmayan garabet bir sistem. Kimin başarılı, kimin başarısız olduğu belli olmayan bir sınav sistemi. Trilyonların döndüğü bir sektör.
İşsizlik, yoksulluk arttıkça, önemi daha da artan SBS, YGS, KPSS gibi sınavlar elbette kendi haline bırakılamazdı. Kapıda bu kadar yığılmanın olduğu bir sınav sisteminde birileri boş durmayacaktı.
Sınavlarda yaşananlar teknolojik gelişmelerden kaynaklananlar değildir. Öyle olsa bile sorumlusu teknolojik gelişmeler değildir. Hele son YGS ve KPSS’de  yaşananlar birkaç kişinin teknolojik dehası hiç değildir. Planlı programlı organize işlerdir. Örgütlü bir olaydır.
1974’de üniversitelere merkezi sınavla öğrenci alınması için kurulan ÖSYM, daha önce de buna benzer sorunlarla karşılaştığında sınavları iptal etmişti. Ama bu son olay üç beş kişinin üstüne yıkılamaz. Sınavların iptal edilmesi ile çözülmez
Bu son olayı, hükümet ve YÖK fırsata dönüştürmek istiyor.
1) “Madem bu sınavları hükümet olarak biz yapıyoruz, yandaşlarımız neden dışarıda kalsın. Mahallelerde 45 derecede kömür dağıttığımız, elektrik ve suyu olmayan yerlere buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi verdiğimiz gibi, cep telefonlarında da cevaplar dağıtabiliriz” anlayışının bir sonucudur.
2) “ Bir milyon kişi KPSS’ye  giriyor, alınan yüz bin kişi bile olmuyor. 900 bin kişi boşta . bir milyon beş yüz bin kişi üniversite sınavına giriyor, istediği yere giren iki yüz bin kişi bile olmuyor. Bir milyon çocuğumuz SBS’ye giriyor istediği yere giren yüz bin bile değil.  Sınavlar çok baş ağrıtmaya başladı, toplumsal tepki çok fazla, üstümüzden atalım. Nasıl olsa trilyonların döndüğü bir sektör, yandaşlar yararlansın”. ” Özelleştirelim.” düşüncesi var
Hükümet ve YÖK için bu ortam, fırsatı değerlendirmenin zamanı, sorunu fırsata dönüştürmenin zamanı” olarak değerlendiriliyor
Burada sorun olan, mağdur olanların sessiz kalmasıdır. Araştırıyoruz, soruşturuyoruz diyenleri beklemeleridir. Kayıp olan ve kayıp ettirilen haklarına karşı ortak tepkiyi örgütleyememeleridir.
Sendikalar, dernekler ve hakları yenenler, taraf olmalıdırlar. Yoksa başbakanın dediği gibi bertaraf olurlar.

 

 
 


             yorum yazın         

 

 

 

 
 

 

  

sizden gelenler
mahkeme kararları
basın açıklamaları
yazılar
resimler
yayınlarımız
yorumlar
arşiv

 

 

 

bilgi@ovder.org