Çocuklarımızın eğitim hakkı için neler yapmalıyız?
DEĞİŞİM NEREYE?
Tarihsel süreçte, insan ve insan ilişkileriyle birlikte kurumlar ve kuruluşlarda değişerek
geliyor. Son 30 yıldır bu değişimler çok daha hızlı. Adına “bilgi çağı” denilen ve 24 saate bile kalmadan dünyanın en uzak köşesinden milyon sayfalık bilgiler alınabilmekte, elli kuruşluk bir CD’nin içine dünya sığdırılabilmekte, kopya canlılar üretilebilmekte ve daha birçok akıl almaz gelişmelerle “yeni bir dünya düzeni” kuruluyor.
“Yenidünya” diye sunulan sistem, eski dünyanın nelerini değiştiriyor? Eski dünyada insanların, öğrencilerin, öğretmenlerin, işçilerin ve vatandaşların hakları ne idi, yenidünya da neler geldi, neler gitti? Neler gidiyor?
Sağlık hakkında neler değişiyor? Eğitim hakkında neler yok ediliyor? Çalışma yaşamında, insan haklarında neleri kayıp ediyoruz?
“Yenidünya” da halklar bir kriz yaşıyor. Kriz sadece ekonomik değil, eğitim ve sağlık krizi ile birlikte bir yaşam krizi olarak yaşanıyor. Bu krizi çocuklarımız ve gençlerimiz çok daha derin yaşıyor.
. Bu küçük kitapçıkta sadece eğitim alanında yaşadığımız değişimleri genel hatları ile ele alacağız
NE İÇİN EĞİTİM?
Eğitim ve öğretim öncelikle insanın, toplum içinde kendine etkili ve nitelikli bir yer bulabilmesinin önemli aracıdır. Eğitim özü itibarıyla toplumsaldır. Yani eğitim, insanın toplumla ilişkisinin biçimini belirler.
Sosyal bir devlet, eğitimi başta gelen ödevi ve sorumluluğu sayar. Bu ödev ve sorumluluk tüm yurttaşların eşitlik içinde eğitimden yararlanmasını şart koşar. Eğitim ve öğretimin toplumsallaşması, sosyal devletin vazgeçilmez ve devredilmez ana görevidir.
İşte bizim ülkemizde de yaşanan sosyal devletin ödev ve sorumluluğunun yaşama geçirilememesidir. Sorun, halka sunulan ve onaylattırılan halkın çıkarına olan anayasa maddelerinin hükümetlerce ve kurumlarca uygulanmamasıdır.
EĞİTİM HAKKI İLE İLGİLİ GÜVENCELER
ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER
- İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ:
Eğitimle ilgili 26. Md şöyle diyor. “herkesin eğitim hakkı vardır. Eğitim hiç olmazsa temel eğitim evresinde parasızdır. Temel eğitim zorunludur. Mesleki ve teknik eğitimden herkes yararlanmalıdır. Yüksek öğretim yeteneklerine göre herkese açık olmalıdır.” Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Bildirgesi 51 Md “Bedensel, zihinsel veya toplumsal bakımdan güçlüğü bulunan çocuklara özel durumun gerektirdiği eğitim, öğretim ve özen gösterilmelidir.”diyor.
Md 7: Eğitim gibi aynı amaçla, çocuğa oyun oynaması ve eğlenmesi içinde tam fırsat verilmelidir. Çocuğun bu hakkını tam kullanmasını sağlamak için toplum ve kamu yetkilileri çalışmalıdırlar” Md 9: “Çocuk, savsaklanma, zulüm ve sömürünün her çeşidine karşı korunmalıdır. Hiçbir şekilde ticaret konusu olamaz. … Eğitimine zarar verecek ya da fiziksel, zihinsel, ahlaki gelişimini durduracak herhangi bir uğraş ya da işte çalıştırılamaz.”
- Avrupa insan hakları sözleşmesi de aynı hakları güvence altına almıştır.
Tüm bu sözleşmeler;
- Herkes eğitim hakkına sahiptir. Her hangi bir nedenle engellenemez
- Eğitimin düzenlenmesinde, toplumun, anne ve babanın önceliği vardır.
Eğitimde eşitlik esastır. Yetenek ve ilgilerine göre yatay ve dikey geçiş imkanları sağlanmalıdır.
ULUSAL DÜZENLEMELER
1-Anayasal düzenlemeler,
42., 130., 24/4.,58., 59., 62. Md’ler eğitimle ilgili güvenceleri belirlemektedir.
2.Milli Eğitim Temel Kanunu
3.İlköğretim ve Eğitim Kanunu
4.üksek Öğretim Kanunu,
Bu kanunlar, hala eğitim hakkını kapsamaktadır.
DEVLETİN SORUMLULUĞU
Bir hakkın yasal olarak güvence altına alınması önemli ama yeterli değildir. Hak sahiplerine haklarını arayacak yolların da güvenceye alınması gerekir. Hak sahiplerinin haklarını bilmeleri ve ihlallere karşı savunma bilincinde olmaları gerekir.
Devlet, vatandaşlarının eğitimini yalnız üslenmekle kalmaz, onlara eşit ve nitelikli bir eğitim vermekle görevlidir.
Devlet, eğitim hakkını bir kamu hizmeti olarak sunmakla sorumludur..
Devletin yetersizliği veya yanlış uygulamaları, vatandaşların eğitim hakkından yoksun bırakılması, toplumun geleceğinin karartılmasıdır.
Bugün devletin sorumluluğunda olması gereken eğitim, sorunlar yumağı haline getirilmiştir.
Eğitim hakkı, çocuğun sadece okula girmesiyle sınırlı olamaz. Okulda yeteneklerine ve ilgisine uygun bilimsel, demokratik ve parasız bir eğitim almasını da gerektirir.
Çocukların temel hak ve özgürlüklerini tüm eğitim süreçlerinde ve her ortamda gerçekleştirmek, devletin ana görevidir.
Eğitim çocuğun katılım hakkını, ifade özgürlüğünü, oyun ve dinlenme hakkını ve sağlık hakkını kapsayan bir müfredatı içermelidir.
EĞİTİMDE NELER OLUYOR?
Burjuva pedagoglar eğitimi, bireylerde istenilen yönde davranış değişikliği oluşturma süreci olarak tanımlıyorlar. Bu tanım, toplumu kendi istedikleri biçimde yönetmek isteğinin bir ifadesidir.
Kapitalizm özellikle 1970’den sonra yaşadığı krizleri aşabilmek için neo-liberal politikalar geliştirmektedir. Son 30 yıldır da küreselleşme adı altında yapılan çalışmalar, devlet ile vatandaş ilişkilerini yeniden belirlemeye yöneliktir. Teknoloji ve bilgi bunun için kullanılmaktadır. Kamusal çalışma alanlarının piyasaya açılması ve sistemin krizinin aşılması amaçlanmaktadır.
Eğitimi toplumsallığından çıkaran, yenidünya (Neo liberal) eğitim politikası “Eğer eğitim birey için daha sonra kazanılacak bir kazanç anlamına geliyorsa, bireyin bu kazancın maliyetini karşılaması gerekir.” anlayışına uyarlanıyor. Yani eğitim, bireyi ve toplumu neo-liberal politikalara uyumlu hale getiren bir içerik ve işleyişe dönüştürülüyor.
DB (Dünya Bankası) kredileri ile gerçekleştirilen “yeniden yapılanma” bu amacı gerçekleştirmek içindir.
“ Yeniden yapılanma”, eğitimi paralı hale getirilmesinin yanında, yaşamın bütün alanlarının metalaştığı rekabetçi, bireyci, çıkarcı ve girişimci bireylerin yetiştiği bir sürece dönüştürülüyor.
“Eskidünya” da, eğitimin sosyal bir amacı vardı. Yetersizde olsa, insanın gelişimi, aydınlanması, dayanışması, bilginin geliştirilip kullanılması gibi değerleri amaçlıyordu. “Yenidünya” da, bütün yeni eğitim araçları ve ifadeleri bireyin piyasaya hazırlanmasını hedeflemektedir. Yani insanın bir sermaye olarak yetişmesini amaçlamaktadır.
Yani bu süreç, bilginin çıkara, ticarete ve kişisel faydaya hizmet ettiği bir anlayışı getiriyor. Böyle bir oluşumun başarıya ulaşması, toplumsal değerlerin, eğitimin, sağlığın ve insan haklarının yok edildiği bir sonucu doğuracaktır. Bu sonuç, sermaye sahiplerinin çıkarına, emeği ile geçinen halkın haklarının yok edilmesine neden olacaktır.
Bütün kuralları, DB, GATS, IMF, DTÖ gibi kurumlarca konulan bu sistem, emekçilere süsleyerek sunulmakta ve halk kandırmaktadırlar.
“Hizmetten kararlanan öder” anlayışı, devlet ve kamu hizmetlerini kapitalistlerin daha çok yararlanacağı bir biçime dönüştürüyor.
Son krizde bu anlayış daha açık görüldü. Ülkede işsizlik, yoksulluk ve açlık artarken, şirketler sermayelerini katladı. AKP hükümeti, halktan topladığı vergileri, işsizlik fonunda biriken paraları şirketlere kaynak olarak aktardı. Uygulanan politikalar nedeniyle, eğitimde yaşanan sorunlar her yıl ağırlaşarak ve eşitsizlikler artarak derinleşmektedir.
Kaynak yetersizliğinin yanında öğretmen, personel, bina ve eğitim araç –gereç yetersizliği ve bunların üstüne eklenen sınav sistemi özel okulları ve dershaneleri alternatif duruma getirmiştir.
Bugün, devlet tarafından kaynak yetersizliği ileri sürülerek, bilinçli biçimde eğitim hizmeti verilemez hale getirilip “eğitimin özelleştirilmesi” planlanıyor. Oysa, eğitim için toplanan kaynaklar eğitim hizmetine aktarıldığı takdirde, eğitimin kaynak sorunu tamamen çözülecektir.
BU KÖTÜ GİDİŞİN SONU
- Zorunlu eğitim çağındaki çocukların % 5’i, orta öğretim çağındaki gencimizin %42’i yüksek öğretim çağındaki gencimiz % 80’ eğitim hakkından yararlanamıyor.
- Kademeler arası konulan sınavlar çocuklarımızı sistem dışına atıyor.
- 15-19 yaşındaki gencin % 15’nin ilköğretim diploması yok.
- Zorunlu eğitime devam edemeyen 5 öğrenciden 2’i asıl nedenin yoksulluk olduğunu belirtiyor.
- 15 yaşında eğitime devam eden gençlerin % 32’i okumada, %46’sı fende, %52’si matematikte temel yeterlilik düzeyinde değil.
- Bölgeler, iller ve okullar arasında okula erişim engelleri derinleşerek sürmektedir.
Eğitim sistemi çocukların dinlenme, oyun oynama, sosyal etkinliklere katılma haklarının da olduğunu dikkate almamaktadır.
- Sınavlar, eğitim hakkı önünde bir baraj olurken, toplumsal eşitsizliği daha da artırmaktadır.
- Sınav sistemi, eğitimden çok öğretimin öne çıkmasına ve çocukların küçük yaşlarında birbiriyle paylaşmayı değil yarışmayı öğrenmesine neden olmuştur.
- Öğrenciler sınavlara hazırlanmak için okul yerine dershanelere yönlendirmektedir.
Bu nedenle lise sayısı 3 bin 357 iken, dershane sayısı 4 bin 300’e ulaşmıştır.
- SBS sınavlarında yer almayan görsel sanatlar, teknoloji ve tasarım, müzik, beden
eğitimi gibi dersler öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından önemsiz görülmektedir.
- İlköğretim SBS odaklı hale getirildiği için “iyi vatandaş yetiştirmek” yerine “ sınavda başarılı öğrenci” ye dönüşmüştür
Özellikle ilköğretimde sınava giren öğrenci ve ailesi sınav stresi ile psikolojik sorunlar yaşamaktadır.
SBS’nin 6. Ve 7. Sınıflardan kaldırılması yeterli değildir. Biz Danıştay davamızda, sınavın toptan kaldırılmasını istedik.
13-Sınav odaklı eğitim çocukların ve gençlerin heba edilmesinin yanında sınav zenginleri yaratmaktadır. Bu sistem öğretmen-öğrenci- veli ilişkisini bozmakta ve ilişkileri çıkara yönetmektedir.
- Milli Eğitim Bakanlığı kendi basacak güçte iken, 2009–2010 eğitim öğretim yılında toplam 78 milyon 805 bin 311 adet ders kitabını, özel şirketlere bastırılıp dağıttırılıyor. Okullara gönderilmesi gereken milyon TL’ler şirketleri zengin ediyor.
- Veliler ders kitaplarına para ödemiyor gözüküyorken yardımcı ders kitaplarına kat kat para veriyorlar.
- Okul kantinleri de okul işletmesinin bir parçası. Hem sağlıksız hem de pahalı
- Çocuklarımızın oyun alanı olması gereken okul bahçeleri de büyük paraların döndüğü bir rant kapısı. Bu kapıdan öğrenciler dışında herkes yararlanıyor.
- Okul servisleri, okul formaları, bayram giysileri, yılsonu kutlamaları gibi her etkinlik bir gelir kapısı olarak değerlendiriyor.
Eğitim sistemi, çocuklarımıza ve gençlerimize hizmet değil, onlardan yararlanmaya yönelmiştir. Eğitim sektörü tüm kurum ve elemanları ile öğrenciyi müşteri, kamu kurumunu işletme olarak görmektedir.
VELİLER OLARAK NELER YAPMALIYIZ?
Eğitim, nitelikli insan yetiştirme süreci olarak değerlendirilmelidir.
İlköğretimdeki tüm sınavlar kaldırılmalı ve kişilik eğitimi ağırlıklı olmalıdır.
Ortaöğretim çok çeşitlilikten kurtarılmalı, liseler genel lise, fen lisesi ve meslek-teknik lisesi olarak oluşturulmalıdır. Eğitimleri yaşama yönelik, yetenek ve ilgilerin geliştirildiği bir içerikle verilmelidir.
Yükseköğretim herkese açık olmalı, gençlerin yetenek ve ilgilerine göre öğretim vermelidir. İş kapısı olmaktan kurtarılmalıdır.
Eğitim sistemi, müfredatından işleyişine kadar, öğretmen-öğrenci- velilerin de içinde olduğu çalıştaylarla belirlenmelidir.
Eğitimden tasarruf yapılmaz. Bugün eğitime ayrılan ödeneğin yetersizliği, sadece çocuklarımızın geleceğini değil, ülkenin geleceğini de karartmaktadır.
1990’lı yıllarda bakanlığın bütçesi ortalama %8 de seyrederken, 2007’den sonra %10’lara çıkartılmıştır. Ama bu artış yıllardır birikmiş ve derinleşmiş sorunları önlemek, çözmek için değil, eğitimde özelleştirmeyi daha da hızlandırmak için kullanılmaktadır. Ders kitapları, teknolojik araçlar gibi piyasadan alınan mal ve hizmetlere bakanlık ödeneğini aktarılmaktadır.
1-Okul aile birliklerine sahip çıkmalıyız. Okul aile birlikleri velilerin istemleri için vardır. Okulların işletmecisi değildir. Okulun tahsildarı hiç değildir. Okul, milli eğitim müdürlükleri ve bakanlık yasadışı işlerini okul aile birlikleri üstünden yapamaz. Bizler sahip çıkarsak bunlar olmayacaktır.
2-Okulların ihtiyaçlarını biz karşılamazsak çocuklarımız daha kötü koşullarda eğitim görmez. Devlet ve hükümetler görevlerini ve sorumluluklarını hatırlar ve daha fazla ödenek gönderir. Okullar arasındaki farklılıklar olmaz. Okullar Fakir- zengin diye ayrılmaz.
3-Bizden istenen paraların hepsi bağış adı altında alınıyor. Yasal bir zorunluluğumuz yok
4- Okul yönetimi, okul aile birliği veya öğretmen Bizi para vermemiz konusunda zorluyorsa, yasal haklarımız var.
5- Aşağıdaki dilekçelerle başvurularda bulunabiliriz.
6- Öğrenci Velileri Dayanışma derneğine( ÖVDER) başvurabiliriz
7- Çocuklarımız 18 yaşından küçük olduğu için onlardan para istenemez. Onlardan para istemek suçtur. Okulun bir istemi varsa mutlaka bizden istemeleri gerekir.
8- Toplanan paralar çocuklarımızın daha iyi bir eğitimi için, yararı yoktur. Bu böyle devam ederse tüm eğitim giderleri (öğretmen-güvenlikçi-elektrik- su-telefon-internet vb) velilerin sırtına yıkılacak. Parası olan okuyacak, parası olmayan okuyamayacak.
9-Sınıf annelerinin hiçbir yasallığı yoktur. Sınıflara girip çocuklardan para isteminde bulunamaz. Öğretmenler bu uygulamaya göz yumamazlar. Veliler buna izin vermemelidirler. Yasadışı uygulamayı okul yönetimi kabul edemez.
10-eğitimde özelleştirme ekonomik olmaktan çok siyasidir. Eğitim hakkının yok edilmesidir. Buna hiçbir anne, baba, öğretmen, emekçi göz yumamaz. “Bana ne” diyemez. Eğitimin özelleştirilmesi bir işletmenin özelleştirilmesinden çok farklıdır. Eğitimin özelleştirilmesi, toplumsal değerlerin, yok edilmesidir. Ortak değerler olan sendikaların, odaların, derneklerin yok edilmesidir. Buna dur demek velilerle birlikte tüm emekçilerin görevidir.
11- Eğitim hakkına erişimin temel koşullarından birisi bütçeden yeterli kaynağın ayrılması ve bu kaynakların gerekli ve verimli alanlarda kullanılmasıdır. Bunun yolu ise, adaletli vergi sistemi ve demokratik yönetimdir.
İnsana yönelik, yaşama dönük, nitelikli, demokratik, laik, bilimsel ve parasız bir eğitim sistemi hepimizin hakkı ve en doğal istemimizdir.
DANIŞTAY 8. DAİRE 2006751 2005 77 27/02/2006 KARARI
VELİNİN İRADESİ DIŞINA ÇIKILARAK BELİRLİ BİR MİKTARDA KATILIM PAYI ZORUNLULUĞU GETİRİLMESİNDE VE ALINAN BAĞIŞLARIN BİR KISMININ MİLLİ EĞİTİM VAKFI VE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜKLERİNE BIRAKILMASINDA HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HK.<
Temyiz İsteminde Bulunan: İzmir Valiliği
Karşı Taraf :
1- Tüm Öğrenci Velileri Kültür, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği İzmir Şubesi
2- Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN) İzmir Şubeleri
(İstemin Özeti : İzmir İlindeki okul ve eğitim kurumlarında öğrencisi bulunan velilerden Milli Eğitim Vakfı aracılığıyla aylık 1.000.000-.TL ila 5.000.000.-TL arası katkı payı alınmasına ilişkin İzmir Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 16.09.2003 gün ve 90236 sayılı işleminin ve bu işlem uyarınca Milli Eğitim Vakfı İzmir Şubesinin uygulamaya ilişkin 16.09.2003 gün ve 90241 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada, T.C. Anayasası'nın 42. maddesinde, ilköğretimin bütün vatandaşlar için zorunlu ve devlet okullarının da parasız olduğunun düzenlendiği, her ne kadar öğrenci velilerinden "bağış" adı altında para toplanmakta ise de, sözü edilen katkı paylarının aylık olarak belirlenmesi nedeniyle velilerin özgür iradelerine bırakılmış bir bağış niteliği bulunmadığı, mali yükümlülük niteliği taşıdığı, diğer yandan toplanan bağışların %25'inin Milli Eğitim Vakfı ve il, ilçe milli eğitim müdürlükleri hesabına aktarılmasını da içeren işlem ile bağış toplanmasının amacının aşıldığı, bu nedenle velinin iradesi dışına çıkılarak belirli bir miktarda katılım payı alınması zorunluluğunu getirilmesinde ve alınan bağışların bir kısmının Milli Eğitim Vakfı ve Milli Eğitim Müdürlüklerine bırakılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemleri iptal eden İzmir 2. İdare Mahkemesinin 20.09.2004 gün ve E:2003/1361, K:2004/1021 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına 27.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.
(DAN-DER; SAYI : 112) BŞ/Aİ
Dilekçe Örnekleri:
EK 1 - Kayıtlar sırasında “zorunlu bağış” istenmesi ve zorlanması durumunda Kaymakamlığa verilecek Dilekçe:
KAYMAKAMLIK MAKAMINA,
Çocuğumu kaydettirmek üzere gittiğim .................. İlköğretim Okulu / Lisesi’nde, Okul Aile Birliğine bağış yapmam istendi. Bağış yapmadığımı ve yapmayacağımı belirttiğimde, okulun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için bağış yapmamız gerektiği ifade edildi.
Yardım Toplama Yasasına göre: “Yardım isteğe bağlıdır. Kişi ve kuruluşlar yardımda bulunmaya zorlanamaz.”
Okula kaydın yapılmasını “bağış” şartına bağlayarak çocuğumun kaydını yapmayan Okul Müdürlüğü hakkında “gereğinin yapılmasını ve çocuğumun okula kaydının yapılması için emir verilmesini saygılarımla talep ederim. ..../..../ ........
(Adı-Soyadı)
: (İmza
Adres
EK 2 – Kayıtlar sırasında “zorunlu bağış” istenmesi ve zorlanması durumunda Cumhuriyet Başsavcılığına verilecek dilekçe (suç duyurusu) (İlköğretim Okulları için):
CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
MÜŞTEKİ :
SANIKLAR : ...................... Müdürü
........ Okul Aile Birliği
Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri
SUÇ TARİHİ :
SUÇ YERİ :
OLAY :
1- .../ .../ .... tarihinde, velisi olduğum ..............................’ın kaydını yaptırmak üzere ........................................... okuluna gittiğimde, kayıt öncesi görüşmek üzere Okul Aile Birliği temsilcisi tarafından çağrıldım ve kendisi ile görüştüm. Bu görüşme sırasında birlik yetkilisi tarafından özetle “okulun çeşitli ihtiyaçlarının bulunduğu, devletin eğitime ödenek ayırmadığı veya ayıramadığı, okulun elektrik, su, yakacak, hizmetli ücreti, kırtasiye giderleri, laboratuar malzemeleri vs. giderlerinin karşılanması için bağış yapmamız gerektiği” ifade edilerek bağış talebinde bulunuldu. Bana “bağış yapılmadığı takdirde kaydın yapılmayacağı, çocuğumun sonuçta bu okulda okuyacağını ve yıl içinde çeşitli sıkıntılar yaşayabileceği, bağış yapmayan velilerin öğrencilerinin de bağış yapan velilerin öğrencilerinin yararlandığı hizmetlerden yararlanacağı, bağış yapmayan velilerin diğer velilerin sırtından geçindiği” gibi sözler söylenerek psikolojik baskı yapıldı ve hakarete maruz kaldım. 2- Kayıt için görevliye gittiğimde de benden Okul Aile Birliğine bağış yaptığıma ilişkin makbuz istendi. Bağış yapmadığımı ve yapmayacağımı belirttiğimde benzer sözler burada da yinelenerek bu durumda kayıt yapılmayacağı ifade edildi. Tüm ısrarlarıma karşın da kayıt yapılmadığından ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunmak zorunda kaldım. HUKUKSAL DAYANAKLAR :Anayasa m. 42, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Nolu Protokol m. 2, Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 28/ 1-2, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi m. 26, 1739 ve 222 sayılı Yasalar, 2860 sayılı Yardım Toplama Yasası m.4.
SONUÇ VE İSTEM : Açıklanan ve re’sen değerlendirilecek diğer nedenlerle : Sanıklar hakkında ceza kovuşturması yapılarak cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmasına karar verilmesini saygı ile dilerim. ..../ ..../ ......
Şikayetçi
(Adı, Soyadı/ imza
EK 3 - okullarda para (Katkı Payı) toplanmasına ilişkin olarak okul müdürlüklerine verilecek dilekçe:
......................... MÜDÜRLÜĞÜNE,
İZMİR
Velisi bulunduğum, Okulunuz ........ sınıfı öğrencilerinden ....................... ...................... ’dan “Eğitime Katkı Payı” adı altında aylık zorunlu ödenti istenmektedir. BAĞIŞ, KATKI PAYI ya da herhangi başka bir ad altında talep edilen bu ödemeler, ZORUNLU olması, miktarı ve ödeme zamanının başkası tarafından belirleniyor olması nedeniyle yasalara aykırıdır ve toplanması suç oluşturmaktadır. 2860 sayılı Yardım Toplama Yasasının 4. maddesinde “YARDIM İSTEĞE BAĞLIDIR, KİŞİ VE KURULUŞLAR YARDIMDA BULUNMAYA ZORLANAMAZ” denilerek, yardım ve bağışların zorunlu olmayacağı açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, bağış ve yardımların kimler tarafından toplanabileceği ve nasıl belgelendirileceği de yasalarda belirtilirken, kimlerin bu işlerle görevlendirilemeyeceği de açıkça belirtilmiştir. Yasalar ve bakanlık genelgeleri; MÜDÜR, MÜDÜR YARDIMCILARI VE ÖĞRETMENLERİN HANGİ AMAÇLA OLURSA OLSUN, PARA TOPLAMA İŞİNE KATILMAYACAKLARINI belirtmektedir. Bu yasa ve genelgelere göre, müdür, müdür yardımcıları ve öğretmenlerin ayrı ayrı veya komisyon oluşturarak öğrencilerden veya velilerden para toplamaları suç oluşturmaktadır.
Anayasanın 42., Çocuk Hakları Sözleşmesinin 28., İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 26. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 Nolu Protokolün 2. M maddeleri de eğitimin “hak” olduğunu, ilköğretimin parasız olduğunu ve ortaöğretimin de genel ve mesleki nitelikte olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini, tüm çocuklara açık olmasını ve gerekli durumlarda devlet tarafından mali yardım yapılmasını öngörmektedir. Medeni Yasanın 14. maddesine göre de “18 yaşından küçük olan kişilerin tasarruf ehliyetleri bulunmadığından, bu kişilerden para istenemez.” Bu nedenle bu konuda muhatap öğrenciler değil, velilerdir.
Devletin hizmetleri üretebilmesi için her yıl bütçe yasaları ile belirlenen vergileri ve ayrıca birçok kalem dolaylı vergiyi de ödeyen bizler, gelir durumumuz itibariyle eğitim hizmetinin bedelini yeniden ödeyebilecek durumda değiliz.
Toplanan vergileri amacı dışında kullanan; kişi ve kuruluşlara batık krediler, hayali vergi iadeleri, örtülü ödenekle hiç denetlenmeyen giderlere ayırarak, “sosyal devlet” olmanın gereği en temel hizmetlerden olan eğitim hizmetini, özelleştirmeyi dayatmak amacıyla bilinçli olarak aksatan ve yıllardır eğitime yeterli kaynağı ayırmayan devletin görev ve sorumluluğunun gereğini yapmasını istemek bizim en doğal hakkımızdır. Bağış yapmak, zamanını ve miktarını kendisi belirlemek suretiyle bağışçının tek yanlı iradesiyle yapacağı bir işlemdir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle katkı payı, bağış v.b. adlar altında talep edilen hiçbir zorunlu ödemeyi yapmayacağım. Bu ödemeleri yapmamam nedeniyle velisi bulunduğum öğrenciye yönelik fiziki veya psikolojik baskı yapılması olasılığına karşı gereken uyarıların yapılmasını, parasal hiçbir konuda velisi bulunduğum öğrenciye soru sorulmamasını, çocuğun haberci olarak kullanılmamasını ve eğitim-öğretim süresince çocuğun insan olmaktan kaynaklı saygınlığını ve onurunu zedeleyici davranışlardan sakınılmasını, öğretmenlerin çocuklardan hangi ad altında olursa olsun para talep etmemeleri konusunda uyarılmasını, aksine davranışın suç oluşturması nedeniyle ilgililer hakkında hukuksal başvuru yolunun kullanılacağını bilgilerinize sunarım
. .../ ..../ ...... Öğrenci Velisi
(Adı – Soyadı)/imza
Haberleşme için Adres ve Telefon:
Ekler( www.ovder.org )
Mahkeme kararı
1-2004/1021 - 2. İzmir idare mahkemesi
ÖNEMLİ: Okullarda aidat ve çeşitli adlar altında zorla paralar isteniyorsa, çocuklarımız üstünden baskı uygulanıyorsa yukarıdaki dilekçe örnekleri kullanılabilir.
Toplanan Paralar
1- Eğitime katkı payı,
2-Vakıf
3-Okul aile birliği aidatı,
4-Hafta sonu yetiştirme kurs
5-Kızılay ve hayır kurumlarına yardım
6-Diploma
7-Çeşitli günlere özgü hediye
8-Dergi
9-Yardımcı kitap
10-Elektrik
11-Su
12-Telefon
13-Kapı, musluk vb. tamir
14-Hizmetli katkı
15-Spor kolu
16-Okul forma, eşofman
17-Tiyatro ve temsil
18-Gezi
19-Bayram törenleri için kutlama ve kıyafet
20-Bilgisayar, tepegöz alım
21-Fotoğraf
22- Sınıf köşelerini düzenleme
23- Bayramlar için süs ve süsleme
24- Perde
25- Teşekkür, takdir belge
26- Tebeşir, tahta kalemi
27-Masa örtüsü
28- Kalorifer ve kaloriferci
29- Boya, dekorasyon ve tamirat
30-Okul bekçisi, güvenlikçisi
31-Okul arması
32- Fotokopi ve sınav
33- Servis ücreti,
34- Pul
35- Sınıf temizletme
36- Temizlik malzeme
37- Okul etkinlikleri bilet
38- Yakıt
39- Paso
40- Ağaç paralarının
BUNLARIN HİÇ BİRİNİN YASAL DAYANAĞI YOKTUR. VERMEK ZORUNDA DEĞİLİZ
ÖV-DER ŞUBELERİ
1- Mamak-ANKARA -Hayati ÖZOĞUL
Yeni Ankara Cad. N0: 6 İçcebeci
0505 319 66 97
2- Batıkent-ANKARA Ünver UYAR
9. Cad. Bizim Çarşı N0: 21 0506 599 23 97
3-Samandağ- HATAY- Hayrettin TARSUSLU
Atatürk Mah. Filiz Sok. 49/ B
(0326) 512 88 53 -512 86 73
4- Bismil- DİYARBAKIR- M.Ali GÜZEY
Belediye Arkası Altuğ Ap. Kat:4 N0: 7
(0412) 415 20 04 -0533 659 66 18
5-DÜZCE- Çiğdem TEPER
Namık Kemal İlköğretim Okulu Karşısı
(Eğitim-Sen ) 0537 335 37 27 – 0538 630 17 18
6- Bayraklı -İZMİR- Orhan YÜCE
274/1 Sok. N0: 3/27
(0232 323 03 13 ) -0505 652 86 55
7-BURHANİYE -Balıkesir- Nur ÇİÇEK
Ören Mah. Muharrem Efendi Cad. N0: 16
( 0266) 416 45 33) - 0534 557 70 55
8-Nazilli- AYDIN -Nuran GEDİKOĞLU
Altıntaş Mah. Mimar Sinan Cad. 139.Sok N0: 66
(0256) 313 58 66 - 0505 560 88 42
9- VAN - Fatin Rıfat ARAS
Cumhuriyet Cad. Mavi Plaza (Nejat Bayram ) İş Merkezi Kat: 4 N0: 3/ 11 (0505 374 04 04)
yorum yaz
bilgi@ovder.org
|