Genç bir nüfusa sahip olmakla öğünen ülke yöneticileri, eğitime ayrılan ödeneği her yıl kısmaktadır. 2001’de eğitim giderlerinin %67’sini devlet, %31’ini veli karşılarken, 2008’ de % 50’sini devlet, %40’ını veli karşılar durumuna geldi.
24 kişilik bir sınıf için, ilköğretimde 150 bin, orta öğretimde 45 bin dersliğe ihtiyaç vardır.
İlköğretimde 8 bin, ortaöğretimde 600 okulda ikili eğitim yapılmaktadır.
Sorun sadece maddi kaynak değil, eğitim sisteminin bel kemiği olan işleyiş ve müfredat programları da sorundur.
Sınava ve yarışmaya dayandırılmış bir sistem, çocuklarımızı ve gençlerimizi yetenekleri doğrultusunda eğitmek, yönlendirmek yerine, eğitimsizliğe ve karamsarlığa sürüklemektedir.
Kademeler arası geçiş sorunları derinleşerek devam etmektedir.
İlköğretimden ortaöğretime geçişte uygulanan LGS, OKS yerine getirilen, SBS ve değerlendirmeler sorunu çözücü olamamıştır.
2008-2009 eğitim yılında 6.,7. ve 8. sınıflarda uygulanacak olan ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ –SBS sorunu daha da derinleştirmiştir.
Bu sistemde SBS %70, YBP( yılsonu başarı puanı) %25 ve DP(davranış puanı) %5 hesaplanıp SP (sınıf puanı) belirleniyordu. Özellikle YBP ve DP hesaplanmasının hiçbir standardı yoktu.
MİLLİ EĞTİM BAKANLIĞI BİR KEZ DAHA HUKUK DUVARINA ÇARPTI
Danıştay 8. daire, davranış puanını reddetti.
Geçen öğretim yılında sınava giren çocukların velileri bu adaletsiz uygulamaya tepki göstererek, bakanlığa binlerce mail ve fax gönderdiler. Basın yolu ile tepkilerini gösterdiler. Daha hesaplama yöntemini bile belirlemeden sistemi uygulamaya koyan bakan Çelik, bu sistemin adaletli olduğunu savundu.
Milli Eğitim Bakanı bu sistemle, öğrencinin okula kazandırılacağını, dershane ve okul dışı takviyelerin azaltılacağını ve okuldaki eğitimin kalitesinin artacağını, bir basın açıklaması ile belirtti.
Ayrıca, öğrencide 8.sınıfta başlayan ve bir yılda çok büyük stresin önüne geçileceğini de iddia etmişti.
Uygulamalar söylenenlerin tersi olunca, bir öğrenci velisi Danıştay’a dava açtı. Ortaya çıkan sonuçla bakanlık bir kez daha hukuk duvarına çarptı
SBS’ye yılsonu başarı puanı ve davranış puanının katılması aynı sınıfta aynı puanı alan iki öğrencinin sınıf puanlarını değişiyordu. İşte bu usulsüz ve adaletsiz uygulamayı Danıştay hukuka uygun bulmadı.
Milli Eğitim Bakanlığı, verilen bu ara karara uyarak %5 davranış puanını kaldırdığını, hesaplamanın %70 SBS, %25 yılsonu başarı puanı ile yapılacağını açıkladı.
Bu uygulama yaklaşık iki milyon öğrencinin puanını değiştirdi, dolayısı ile sıralaması değişti. Ama haksızlık düzeltilmiş değil. Danıştay sadece davranış puanlarını iptal etti. Hesaplamanın tamamını iptal etmedi.
Danıştay, bakanlığa sadece hukuksal değil eğitim dersi de verdi.
Danıştay, Bakanlık bünyesinde eğitim uzmanlığı, psikolojik danışmanlık ve sosyolojik değerlendirme koltuklarını işgal edenlerin görmediği bir gerçeği kararına gerekçe gösterdi. Karar bakanlığa ders verir nitelikte oldu. Mahkeme iptal gerekçesini, 11–14 yaş grubunda ve yetişme çağındaki çocukların kişiliklerini oluşturmaya çalıştığı bu aşamada, pek çok faktörden etkilendiklerin belirterek, “başarı ya da başarısızlık” ölçümünün yapılamayacağına vurgu yaptı. Bu yaklaşımla Danıştay, bakanlıktaki kadrolaşmayı da ifade etti.
Bilgisiz ve yetersiz yandaşların bu koltuklarda oturması eğitim anlayışını da değiştirmiştir.
İşletme ve sınava yönlendirilmiş bir eğitim sisteminde, kişilik eğitimi, çocuk psikolojisi ve sosyolojisi gibi değerler yok edilmiştir.
Uygulamaya konulan ve her iki yılda bir değiştirilen, LGS, OKS, SBS ve ÖSS gibi sınavlar dayanışmayı, paylaşmayı ve sosyalleşmeyi değil, rekabetin kıskanmanın ve bencilleşmenin sonuçlarını ölçer nitelikte düzenlenmektedir.
SBS uygulamasında;
 |
Ölçme ve değerlendirme objektif değildir. Yoruma ve kişisel değerlendirmelere açıktır.
|
 |
Daha karmaşık ve adaletsizdir.
|
 |
Ergenlik çağındaki öğrencileri bir yerine üç strese sokmakta ve kişiliklerini olumsuz etkilemektedir. Öğrencinin tamamen sınav hedeflenmesini, çocukluk dönemini yaşayamamasını, sosyal olmayan, kendisini ifade etmekte zorlanan ve hayatın her aşamasında kendini sınav ortamında düşünen bireyler olmasını doğuracaktır.
|
 |
MEB bu sistemde, öğrencinin dershanelere değil okula ve öğretmene bağlanacağını belirtmişse de uygulamanın tam tersine gerçekleştiğini, dershaneye gitme sınıfının 5. sınıfa kadar indiğini veliler yaşayarak görmüşlerdir.
|
 |
Okullar, iller ve bölgeler arasında ekonomik, sosyal farklılıklarla birlikte, eğitimde araç-gereç, uygulama gibi farklılıkların olduğu bir ortamda ortak sınav haksız ve adaletsizdir.
|
 |
Öğrencileri disipline etmeyi, öğretmene bağlamayı SBS’ deki davranış puanı değil, demokratik ve bilimsel eğitim sağlayabilir.
|
 |
Sınavla seçilen, parayla satılan bir eğitim anlayışı, aydınlığa değil karanlığa hizmet etmektedir.
|
ÖSS
Zorluklarla ortaöğretime girmiş öğrencilerimizin sorunları bitmiyor. Bu çocuklarımızı yeni ve daha karmaşık sorunlar bekliyor.
ÖSS yarışında tekrar dershane, özel ders ve gece gündüz test çözümü, ergenlik çağına gelmiş ve sosyal yaşantısı olması gereken gençlerimizin geleceği karartılıyor. Geleceği karartılmış ve stres içinde olan gençlerimiz hiç beklemediğimiz davranışlar içine giriyorlar.
Sınava dayalı bu eğitim sistemi, eğitimi bir hak olmaktan çıkarıp, parası olanın yararlandığı ticari bir fırsata dönüştürüyor. Bilgileri yaşamda kullanılır değil, sınav için ezberlenir hale getiriyor.
Eğitimi ve müfredat programları farklı olan ortaöğrenim okullarında, bir haksızlık ve adaletsizlik de, ortaöğrenim başarı puanlarının hesaplanmasındadır. Bu uygulama ile bazı okullar göz ardı edilmektedir. Göz ardı edilen bu okullar, dershanelere gidemediği için SBS’ de, ÖSS’de ‘ KPSS ‘de başarılı olamayan emekçi çocuklarıdır.
NE OLMALIDIR?
Ø Üçayak üstüne oturtulmaya çalışılan bu sistemin bir ayağını Danıştay haklı olarak kırmıştır.
Ø Eğitim hizmetleri ortaklaştırılmadan, sınavların ortaklaşması doğru değildir.
Ø Bu adaletsiz ve yanlış uygulama davranış puanının kaldırılması ile düzelmez. Sınavın egemen olduğu eğitim anlayışı değiştirilmelidir.
Ø Kişiliği oturmamış yavrularımızın başarılı- başarısız diye sıralanması demokratik ve bilimsel eğitim anlayışına uygun değildir.
Ø İlköğretim müfredatı “ kişilik eğitim” ağırlıklı olmalıdır. Rehberlik hizmetleri etkin hale getirilmeli ve çocuğun yetenekleri üstünden yönlendirme yapılmalıdır.
Yeni Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu ve YÖK başkansı Ziya Özkan’a çağrımızdır.
Eğitim bir kamu hizmetidir. Para ile alınıp satılmaz. Eğitim sevgi ve paylaşıma dayanır. Sınav ve rekabet amaç olamaz.
SBS-ÖSS-KPSS gibi sınavlar bilgi ve yeteneği ölçmediği için anlamsız ve işlevsizdir.
Bu sınavlar, öğrencileri haksız sıralamaktan başka bir özellik taşımamaktadır.
Çoğaltılması değil kaldırılması gerekir. 12.05.2009
SBS'de öğrencilerin başarı puanları beklenenin altında
Seviye Belirleme Sınavı'nda öğrencilerin başarı puanları beklenenin altında çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı da genel sonuçları açıklamadı, öğrencilere tek tek durumlarını bildirdi..
Ortaöğretim Kurumları Sınavı(OKS)'nın yerine uygulamaya konulan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) bir çok problemi henüz gideremedi. Milli Eğitim Bakanlığı, SBS ile "Türkiye'nin bir eğitim haritasını çıkarmayı, bölgeler arası eğitim farklılığını ortadan kaldırmayı, okuldaki eğitim-öğretimi güçlendirmeyi, ortaöğretime geçişi tek sınavdan sürece dayalı olarak üçe çıkarmayı, okullardaki eğitimi odak yapmayı, eğitim-öğretimin okul dışı ve okul içi etkinliklerini birleştirmeyi, öğrencinin süreç içindeki gelişimini değerlendirmeyi, okullar arasındaki niteliğe ve niceliğe dayalı farklılıkları gidermeye yönelik veriler elde etmeyi, öğrencilerin sınav kaygısının azaltılmasını, sosyal ve kişisel gelişimlerine zaman bulmalarını" hedeflemişti.
Ancak durumun böyle şekillenmediği ortaya çıktı. Okullar giderek çoktan seçmeli testlere yöneldi. Sınavın üçe çıkması dershanelere olan talebi artırdı ve sınava hazırlık yaşı 4. sınıflara kadar indi. Okulda uygulanan sürece dayalı ölçme ile çoktan seçmeli testler arasında öğrenciler ve veliler sıkıştı. Bu da beklentilerin aksine sınav kaygısının artmasına sebep oldu. Öğrenciler SBS'de başarısız çıktı. Bunun üzerine MEB öğrencilere puanlarını tek tek bildirirken, genel değerlendirme yapmak, illerin başarı durumlarını açıklamaktan kaçındı.
81 il ve 924 ilçenin başarı sıralamasına göre, 6. sınıflarda SBS'de Eskişehir 366.781 puanla birinci oldu. Bu ili Çanakkale, Burdur, Nevşehir, Yalova izledi. Van, Ardahan, Ağrı, Şırnak ve Hakkari listenin sonunda yer aldı. İlçelerde 379.5 puanla İzmir Güzelbahçe ilçesi birinci olurken, İstanbul'dan Bakırköy, Beşiktaş, Ankara'dan Gölbaşı ve Çankaya izledi. 218.276 puanla Siirt'in Şirvan ilçesi ise en başarısız yer oldu. Son beş sıradaki diğer ilçeler ise Kars'ın Susuz, Hakkari'nin Şemdinli, Şanlıurfa'nın Harran, Van'ın Bahçesaray.
Soruların yarısını zor yaptılar
2008 SBS'de 6. sınıf öğrencilerine Türkçe'den 19, Matematik, Fen ve Sosyal'den 16'şar ve Yabancı Dil'den 13 soru yöneltildi. Sınav değerlendirmesinde Türkiye ortalaması 298.578 çıktı. Türkiye ortalamasında öğrenciler Türkçe'den 10.1, Matematik'ten 4.05, Fen'den 4.34, Sosyal'den 6.77 ve İngilizce'den 6.61 soruyu cevaplayabildi. 7. sınıflardaa devam eden öğrencilere ise Türkçe'den 21, Matematik, Fen ve Sosyal'den 18'er, İngilizce'den 15 soru soruldu. Türkiye ortalaması 306.900 oldu. Öğrenciler Türkçe'den 11.5, Matematik'ten 4.7, Fen'den 5.58, Sosyal'den 7.77 ve İngilizce'den 6.92 soruyu cevaplayabildi.