GÜNDEM
KİM KAZANACAK?
Çocuklarımız ve biz veliler, sınavları en çok olan bir eğitim, öğretim yılını daha bitirdik.
2009–2010 öğretim yılı geçmiş yıllara göre daha fazla stres ve daha fazla masraflı geçti.
Üç SBS, bir YGS, beş LYS bitti, iki KPSS yapılacak. Toplam onbir (aradaki sınavları saymadan) sınavda gençlerimizin yarısı yarış içerisinde.
Ekonomik açısından ise, en çok masrafın yapıldığı bir yıl oldu. Dershane, kurs, yol, sınav paraları gibi giderler için harcanan paralar velilerin ceplerini boşaltı.
Pekiyi bu sınavlar, neyi değerlendiriyor? Neyi ölçüyor? Kimler nereleri kazanıyor. Şırnak, Ardahan, Hakkari gibi iller, yine sonlarda olmayacak mı?, özel okulların öğrencileri birinci sırada kazanmayacaklar mı? Bu sonuç değişmeyecek. Geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yılda yapılan sınavlar, eğitimdeki eşitsizliği bir kez daha gözlerimizin önüne serecek. Ama biz veliler ister istemez, binbir umutla, çocuğumuzu nereye kayıt ettireceğiz diye okul okul dolaşacağız. 20, 30 yaşındaki çocuğumuza nerede iş bulacağız diye açık işyerleri arayacağız. İsteğimiz olmayınca sil baştan devam, nereye kadar?….
Milli Eğitim Bakanı SBS’nin kademeli olarak 6. Ve 7. Sınıflarda kaldırıldığını açıkladı.
Gerekçesini de çokçukların ve velilerin çok strese girmeleri olarak açıkladı. Bu sınav çocuklarımızı ve velileri sadece strese sokmuyor. Ekonomik bataklığa da sürüklüyordu.
Ayrıca bu sınav hakkında ÖVDER’in önderliğinde Danıştay’da iki dava sürmekte idi.
Biz veliler sadece sınavların kaldırılması, yerine yenilerinin konulmasını değil, eğitim ve sağlığın kamu hizmeti olmasını istiyoruz
Eğitimi, sağlığı ve kamu hizmetlerini bir ticaret alanı görenler, her yol ve yöntemle, sermayelerine sermaye katıyorlar.
Ekonomik dengesizliğin yanında, eğitimde eşitsizlik de artıkça toplumsal yapı daha da bozuluyor.
Yıllardır çözülmeyip, kullanılan Kürt sorunu, hala bir terör sorunu olarak görülüyor. Cephede komutan edası ile poz veren başbakan, söylediği ile değil, yaptığı ile açılımlarının hedefini gösteriyor.
2000’den fazla çocuk içeride, gençlerimizin %5’inin hiç diploması yok, dört gençten en az bir işsiz, ekonomik sıkıntıdan binlerce çocuğumuz okullarını terk ederken, Başbakan hala ne kadar kalkındığımızdan dem vuruyor.
Yarış atına döndürülen çocuklarımızın önlerini barikatlarla kapatanlar, demokratikleşmekten söz ediyor.
Sınavların, emekçilerin ve Kürtlerin çocuklarını defalarca ezildiğini göstermişken, Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı, eğitimde neler yaptıklarını anlatıyorlar.
Ülkeyi yöneten AKP hükümeti, dün olduğu gibi bugünde sorunları çözmek değil, kullanmak için vardır.
Binlerce genç okullarını terk ediyorsa, sınavlara girenlerin en fazlası açık öğretimi tercih ediyorsa, binlerce Kürt genci kimliği, ana dili, kültürü için evini, okulunu, işini terk ediyorsa, ülkeyi siyasi ve askeri alanda yönetenler çözüme yönlerini dönmüyorlar demektir.
Çözüm ne silahlarda, ne bombalarda ne de cezaevlerinde. Çözüm hakta, adalette, eşitlikte ve kardeşlikte.
Çözüm demokratik, parasız, bilimsel ve anadilde eğitim hakkının gerçekleştirilmesinde.
Çözüm ülkeyi pazarlamakta, özelleştirmekte, hısım akrabayı doyurmakta değil, adaletli vergide, demokratik temsilde, sosyal hizmettedir.
Çözüm, biz emekçilerin ve çocuklarımızın ortak taleplerini mücadelemizin merkezine konmasındadır.
Çözüm, Kazananın emekçilerin çocuklarının olması için velilerin örgütlenmesindedir.
milli eğitimi karıştıracak öneri -tıklayınız